Blog Widget by LinkWithin

12 Mayıs 2008 Pazartesi

Hacettepe 08'!











































Bi yanda Demet Akalın öte yanda Volkan Konak
Bi yanda Seksendört öte yanda Feridun Düzağaç
Bi yanda garip binalı bi Edebiyat Fakültesi öte yanda Dil-Tarih
Bi yanda Hacettepe öte yanda Ankara Üniversitesi
Daha söze gerek var mı kuzum?
Not: Format Vedat Özdemiroğlu'ndan (ç)alıntı ama hislerimi inanın o bile anlatmaya yetmedi!

Read more...

biletler elimizde, formalar sırtımızda... kaldı 4 gün!

baltalar değil biletler elimizde, sırtımızda formamız, bir Siyah-Kırmızı sel olduk
geliyoruz.

Başkent Ekspresi'ni, Haydarpaşa'yı, Üsküdar-Beşiktaş vapurlarını, motorlarını Siyah ve Kırmızıya boyamak için, Boğaz'ı ES-ES diye inletmek için evimizden, yurdumuzdan, gurbetten, Ankara'dan, Erciyes'ten çıktık
geliyoruz.

Çok gelmişliğimiz, görmüşlüğümüz, yenmişliğimiz var ama bu sefer çocuklarımıza torunlarımıza ballandıra ballandıra anlatacağımız, "İnönü yıkılmadan biz ordaydık" diyebilmek için
geliyoruz.

Şimdiden giydik formamızı, atkımızı da geçirdik mi boynumuza ver elini İstanbul...

geç ulan zaman geç!

Read more...

8 Mayıs 2008 Perşembe

Hep kahır....

dur ! bırak !
kaynasın kahvenin suyu...
bana istanbul’u anlat nasıldı?
bana boğazı anlat nasıldı?
haziran titreyişlerle,kaçak yağmurlar ardı.
yıkanmış kurunur muydu o yedi tepe
ana şefkati gibi sıcak güneşte...
insanlar gülüyordu de,
trende,vapurda,otobüste
yalan da olsa hoşuma gidiyor söyle
hep kahır,hep kahır, hep kahır...
bıktım be...

dur ! bırak !
kalsın, açma televizyonu!
bana istanbul’u anlat nasıldır?
şehirlerin şehrini anlat nasıldır?
beyoğlu sırtlarından,yasak gözlerinle bakıp,
köprüler, sarayburnu, minareler ve haliç’e...
diyiverdin mi bir merhaba gizlice?
insanlar gülüyordu de,
trende, vapurda, otobüste,
yalan da olsa hoşuma gidiyor söyle...
hep kahır, hep kahır, hep kahır,
bıktım be...

dur ! bırak !
kımıldama,kal biraz öylece ne olur...
kokun istanbul gibidir,
gözlerin istanbul gecesi,
şimdi gel sarıl,sarıl bana kınalım.
gök kubbenin altında orda da beraber.
çok şükür diyerek yeniden başlamanın hayali,
hasretimin çölünde sanki bir pınar gibi...
insanlar gülüyordu de,
trende,vapurda,otobüste,
yalan da olsa hoşuma gidiyor söyle...
hep kahır, hep kahır, hep kahır,
bıktım be...

üstat nazım moskova'da kimbilir ne şartlar altında yazdı bu şiiri ya, biz istanbul'u onun gibi bir kahır mektubuyla değil; şiirdeki gibi trende, vapurda, otobüste gülen, eğlenen, şampiyonluk şarkıları söyleyen, Es-Es çeken, karşıya geçerken vapurları, motorları ve illa ki denizi siyah-kırmızıya boyayan ve illa ki 11 yıllık şampiyonluk özlemini dindirdiğimiz çok güzel hatıralarla anacağız. 96'da konya'yı, 2006'da cebeci'yi yıkıp Es-Es diye inlettiğimiz gibi bu sefer inönü'yü fethetmeye, kimin büyük olduğunu göstermeye gidiyoruz. sırasıyla haydarpaşa, boğaz, karaköy, kabataş ve elbette beşiktaş inleyecek 16 Mayıs'ta ve elbette 18 Mayıs'ta Es-Es diye. sonrasında maçtan çıkıp gümüşsuyu'ndan taksim'e çıkıp orayı da fethedeceğiz 1 Mayıs'ta ablukaya almalarına inat. "Trabzonspor ayaklanma ise Eskişehirspor diklenmedir" demişti ya Haydar Erülgen abimiz bir yazısında, onu da arayacak gözlerimiz tribünlerde, selam edeceğiz Kel Hasan Usta'ya dilimizde en güzel zafer şarkılarıyla...

yükselme maçları maceralarıma gelince 96'da ilkokulda bir çocuktum. çok hayal meyal hatırlıyorum ya öğlen okuldan çıktıktan sonra eve gelip radyoda maç takip ederek nostalji yaptığımız bir maç olmuş olsa gerek. efsane kaptanlardan zafer'in golü kalmış hafızamda, sonrasında evde duramayıp annemle sokağa atışımız kendimizi. caddeler, sokaklar insan seli, konvoylarla tezahüratlarla kutlanan şampiyonluk. tevekkeli değil bir zamanlar istanbul takımlarını tir tir titretmiş bir takım ait olduğu yere dönmekte. bir taraftarın anısından okuduğum kadarıyla 600 otobüsle gidilmiş konya'ya, son maçta istanbulspor'la berabere kalınmasına inat. diklenmeyiz dedik ya, neymiş öyle ilk iki sıradan direkt çıkmak. illa ki kahır, illa ki heyecan. ama sonunda tekrar buluşmak varsa, ne gerek var bu kadar hasrete?

2006 maceramız ayrı bir dillere destan. 96 yılından bizde de eser kalmamış takımda da. ikinci lig b kategorisi'nde 70lerin efsane takımı, hiç mi hiç ait olmadığı bir yerde "B" kategorisinde. ilçe, köy takımlarından bıkmış artık taraftar. en azından adında "Birinci" ifadesi geçen bir lig hasretiyle yanıp tutuşmuş, "yine, yeni, yeniden" play-off değil buyrun burdan yakın has Türkçesi var, Yükselme Maçları için Ankara yollarını arşınlamakta. ilk üç maçı silmişim hafızamdan. tek kalan kaleci Hakan'ın ayaklarına çarparak çıkan penaltı ve bizim 22 Mayıs Çarşamba günkü final maçı için yer ayırtmışız. ve o müthiş pendik maçı. maçtan önce müthiş bir heyecan. bütün şehir yollara dökülmüş, arçelik başta hatırladığım bütün fabrikalardan servisler fabrikalara, tezgahlara değil Cebeci İnönü'ye akıyor. Eskişehir-Ankara yolu siyah-kırmızı bir sel tarafından işgal edilmiş, söylentiler bazı otobüslerin stadda yer kalmadığı gerekçesiyle Polatlı'dan geri döndürüldüğü yönünde. ne gam! biz onların yerine de iki kişilik bağırırız. tepede yakan bir güneş, kapıda futbol taraftarına eziyet, işkence ve zulmü farz kabul etmiş insan taklidi KOLLUK KUVVETİ, üç saat öncesinden doldurmuşuz tribünleri, tezahüratlarla zorluklarla iki kale arkası da bize verilmiş daha güzel meksika dalgası yapalım diye. eğer Cebeci İnönü stadı öyle taraftar, öyle coşkuyu bir kez görmüş, görebilecekse aşk olsun! maça geçmeye hiç gerek yok. Mehmet Eren'li, Erhan Namlı'lı kadro maçı 3-0 koparmış yine dilimizde şampiyonluk şarkıları.

ve şampiyonluk şarkıları söylemek için yine düşeceğiz yollara... kalanını da 19 mayıs akşamı yazabilmek dileğiyle...

Read more...

  © Blogger templates Psi by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP