Blog Widget by LinkWithin

6 Mayıs 2014 Salı

Şampiyonluk Sinan'a Ediz'lere...

Bodrum'u hiç görmedim ama şarkıyı mırıldanıyorum şimdi. Nereden başlasam, nasıl anlatsam. İki kişiyim şimdi! Artık Sezen Aksu'yu her duyduğum ve gördüğümde kanalı değiştiriyorum. Buradan başlayabilirim. Sokaktaki Ali, Sezen Aksu için değilse bizim için her daim Ali İsmail Korkmaz olarak kalacaktır. Ve bunu bir kamuyou açıklaması ile "O İsmail, Ali İsmail değildi" diye pek matahmış gibi duyuran Sezen Aksu bizim hayatımızdan, gençliğimizden, gözyaşlarımızdan ve her türlü duygumuzdan gitmiştir. Yaşandı bitti saygısızca!

Tam 3 sene önce Aydın Karacasu'da bir pazartesi öğleden sonra hem de şafak doğan güneş derken bir internet kafede yazmışım son kez. Çok ama çok şey değişmiş ama beni en çok yazmaya iten yine Eskişehirspor olmuş. Kimliğimizde, ilk gençliğimizde taşıdığımız; hikayelerini okuyarak büyüdüğümüz Eskişehirspor çarşamba günü Türkiye Kupası finaline çıkıyor. Besteler mi yazılmadı başlıktaki gibi, formalar mı çıkmadı 2008 İnönü'deki finalden hatıra. O stadı da yıktılar. Tükenmiş nefesler denilince hemen çok melankolik duruyor ama benim aklıma hemen Patikçi Kadir amca geliyor mesela. Takım elbisesi ve yakasında rozetiyle her deplasmana gelen Kadir amca. Sana da hediyemiz olacak. Sonra Ediz'e. Sonra kaleci Sinan'a. Futbolcular ve teknik heyet yaşadığımız heyecan ve omuzlarındaki yükü bilselerdi-ki epey hissettirildi bu kendilerine- halleri nice olurdu. Yine Eskişehir'e özgü bir olgu hızlı tren ile gittiler final için Konya'ya. Yarın onlar da bizim çarşamba gideceğimiz gibi Mevlana'yı ziyaret edip meramımızı ona da aktarsınlar. Biz bu kupayı aramızdan göçmüşlere adadık, vesile ile seni de ziyaret ettik desinler. İşte futbol böyle güzel bir olgu, o şehrin yüzünü güldüren bir macera iken bu Passolig, bu Ligtv, bu stadları yıkma sevdası yüzünden iş iyice çığırından çıktı. Stadları yıkarken hatıralarımızı da yıkamazsınız ya. İnönü'de bir lige çıkma hatıramız var, bu yıkılacak olan Konya Atatürk Stadı'nda da bir kupa hatıramız olur. Kadrodan bir kişi eksik olacak ama toplam mevcut yine 4 kişi olacak. İstanbul'dan Ankara'dan inanır mısınız ta İskoçya'dan gelenlerle kıpkırmızı bir tribün olacak, hepsinin aklında kupanın Ediz'in ve Sinan'ın mezarına gidişi. Biz o tezahürat televizyonda tribünden geldiğinde hislenip gözleri dolan koca koca adamlarız. Velhasılı kelam çarşamba günü o besteyi kaptanın elinde kupa göğe yükselirken söyleyebilmek dilekleriyle. Şampiyonluk Sinana Edizlere Tükenmiş nefeslere Hediyemiz olacak İnan EsEs İşte o büyük gece Şampiyonluk gelince Bu şehir yıkılacak!

Read more...

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Batan Güneş



Memleketin ücra bir Jandarma karakolunda yaptığım askerliğim bitiyor.

Batarken güneş ardında tepelerin,
Veda zamanı geldi 337. kısa dönemlerin!


Bekle beni önce İzmir, sonra Ankaram ve elbet sevdiceğim!

Read more...

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Şehir Rehberi#26 Sivas'ın, Konya'nın Yolları



Sivas Garındaki anonsların öncesinde ve fonunda Sivas'ın Yollarına türküsü çalar.

Gündüz maçtan çıkmışız. Isıcaklık gündüz maçın oynandığı saatlerde -5C'yi ancak görebilmiş. Alınan haksız mağlubiyetin acısı ve gece çekilen yolun yorgunluğu var. Abimi Kayseri'de bırakıp yola devam edeceğiz. Malatya'dan yorgun gelen şimdi o da nostalji 4Eylül Mavi Treni'ni bekliyoruz. Birden bir anons geliyor trenin gara yaklaştığına dair. Lakin fonda çalan Sivas'ın Yollarına türküsü o bütün üşümeyi, yorgunluğu, Sivas'a dair kötü düşünceleri alıp götürüyor.

İşte bugün fikstür çekilince Konya'nın, Sivas'ın, Bursa'nın yolları gelmiştir gerçek futbol düşkünlerinin aklına, hayaline. Manisa'da karşıda Spil Dağı'nın manzarası tribünleri nasıl inlettiği, Konya'ya nasıl Bankasya bileti kestiği, Kayseriliyi o muhteşem stadyumda nasıl önce güldürüp sonra 2-1 yapınca susturduğu. İşte bu yüzden fikstür çekimi öyle alelade bir olay değildir. Futbol Dilencisinin takviminde önemli bir virajdır fikstür çekimi. Ramazan'ın tam da göbeğinde düşülecek Konya ve Sivas Yolları çoktan düşmüştür zihnimizin orta yerine. Şehir Rehberi'nin 26. sayısı yine Eskişehirspor ve EsEs aşkı üzerinedir. Ne olacaktı ki?

Read more...

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Şehir Rehberi#25 Karanfil Sokak



Kadiy Amca'yı kaybedişimizin üzerine yazmışım en son iki ay önce. Demek ki iki ay içerisinde kişisel tarihime not düşecek önemde hiçbirşey olmamış. Yağız Ege büyümüş, evi taşımışım, sıcak Ankara yazında Esenboğa'ya hapsolmuş bir biçimde geçiriyordum günlerimi. Hiçbir şey yazamayacak kadar boş geçen günlerdi.

Ta ki O'nu iki senenin ardından yıkık dökük Karanfil Sokak'ta görene kadar. Nasıl olmuş da 24 maddeye kadar Karanfil Sokak'tan bahsetmemişim hayret zaten. O'nunla hem de herşeyi anlatır gibi yıkık dökük bir Karanfil Sokak'ta sıcak bir Temmuz gününün akşamüstünde görüşmek en son isteyeceğim şeydi. Karanfil Sokak özeti çok güzel geçti. Yıkık ve viran.

Read more...

14 Mayıs 2010 Cuma

Şehir Rehberi#24 Patikçi Kadiy Amca



Daha önce burada da ismini andığım andığım ve Eskişehirspor'un kuruluş aşamasında da yer almış ve birkaç deplasmana aynı otobüste gittiğim Patikçi Kadiy Amca geçen hafta vefat etti. Bundan gayrı Eskişehirspor bütün deplasman maçlarına eksik çıkacaktır. Takım elbisesi ve yakasında rozetiyle memleketin rakip değil misafir takım tribünlerini renklendiren Patikçi Kadiy Amca'nın mirası bizlere kalmıştır. O mirasa ne kadar güzel sahip çıkıldığı aşağıdaki pankartta gizlidir. Gerçekten de en güzel deplasmanı yaptın Kadiy Amca, nur içinde yat.

Read more...

Uçaklar



Maket uçaklar



Başka yerlere hoplamak için yakıtları yetmeyince Ankara'da bekleşen askeri uçaklar.



Kokpitleri boş, içinde gezindiğim uçaklar.

Yanık JetA-1 kokusu burnuma gelen,
Yazmıyorsam sebebi var
Zaten Süper Lig bitiyor
Tatsız tuzsuz haftasonlarının zamanıdır bundan sonrası.
Gel Ağustos gel!

Read more...

6 Nisan 2010 Salı

Doha


Resim linkten. Tüm hakları Dominik Zimmermann'a aittir.

*Yabancı havayolu şirketinin(bkz Katar Havayolları) uçuş ekibinde Türk görünce çılgınlar gibi sevinmek, sanki memleketine gelip vatandaşını gören O değilmiş gibi muhabbete dalmak, yüklemeyi ve uçak altını kontrol etmeyi unutmak.

*Ankara'dan Melbourne'e uçan insan sayısının çokluğuna şaşırmak.

*Arada yüze çarpılan gerçeği "Para var, huzur var" tekrar görmek. Adamların Business Class koltuğu benim odamdan daha güzel. Üstüne üstlük uçak kapıyı kapatmadan servis başlamıştı bile. Ayıp lan.

*Uçuş ekibindeki milliyetlerin çokluğunu görünce Umut Sarıkaya'nın Birleşmiş Milletler temalı karikatürlerini hatırlamak.

*Ben işten geldim, yemeğimi yedim, internette gezintiye çıktım. Adamlar daha yeni Doha'ya indiler, oradan Melbourne uçağına binecekler. Sabah kalkıp kahvaltı yapacağım, yine Esenboğa'ya gideceğim. Adamlar Melbourne'e varmamış olacaklar. Kim demiş Dünya küçük diye?!

*Zamanında Trablus için türkülü coşkulu şeyler yazmışım. Ne kadar çok başkentle bağlanırsa Ankara, o kadar güzelleşecek Esenboğa'daki monoton hayatımız.


Resim linkten

*Her şey iyi hoş da, uçağı ittirmeyip motorların gürültüsünü duymazsam bütün iş yalan ağa. Bana bir içim su kabin amirleri değil kulaklıkta "Starting engine number 2" diyen uçuş ekipleri lazım. Motorların o gürültüsünü duymam lazım. Gerisi boş! Kim sallar Yalova Kaymakamı'nı pushback yapmadıktan sonra?!(Resimdeki yelekli amcanın olduğu yerdeymişim gibi düşünün)

Read more...

9 Mart 2010 Salı

All Quiet on the Eskişehir Front



Tarih: 05.12.2009 Eskişehirspor: 2 - 1 :Fenerbahçe



Tarih: 08.03.2010 Eskişehirspor: 2-1 :Galatasaray

Yorumsuz!

Read more...

6 Mart 2010 Cumartesi

Şehir Rehberi#24 Yenikent Asaş ve EGO



Kişisel tarihe not ve mahkemenin aldığı karardan sonra Ankara'da yaşanan taşıma ücretleri eksenli kaos, Ankaragücü'nün Ankaraspor'a dönüşmesi ve Gökçek The Invincible karşısında kullanılabilecek olası kozlara dair yazılmış bir şehir rehberidir. Bu tür çok bilinmeyenli bir denklemle güzel ülkemizin başka bir şehrinde karşı karşıya gelme olasılığınız sıfıra yakındır.

Önce kişisel tarih. Yenikent Asaş ve EGO üzerine bir rehberde yukarıdaki resimdeki Airbus Beluga kargo uçağının ne işi var denilebilir. Kişisel tarihimizin Eskişehirsporla örtüşen bir kısmıdır gecenin bir yarısı aklıma gelen yine. Yenikent Asaş Stadı'ında o dönemde ismi OFTAŞ olması muhtemel takımla yaptığımız maçın devre arasında Akıncı Hava Üssü'ndeki TAI tesislerine parça almak için gelen Beluga'yı son yaklaşmada görmüştüm. Dünya üzerinde sadece 5 tane olan bu garip görünümlü uçak güneş gören maraton tribününde de gereken etkiyi yaratmıştı. Ertesi günün gazetesinde de Beluga'nın Ankara'yı şereflendirmesi yer alıyor, ben de yukarıdaki ayrıntıları o ajans haberinden öğreniyordum. Hiç unutulmayacak bir maç ve hiç umulmadık bir tesadüf Yenikent Asaş Stadı'nın da olumlu hatıralarla mazide yer almasını sağlamıştır çoktan.



Emektar 19 Mayıs Stadı'ndan iki Ankara takımı Gençlerbirliği ve Ankaragücü de kaçtılar ikinci sezonun başlangıcında. Geldikleri yer Yenikent'in bile kırsalında kalan Yenikent Asaş Stadı idi. Tabii ki cefakar taraftarların şehirden Yenikent'e ulaşımını sağlayacak olan Ankaragücü Başkanı Ahmet Gökçek'in emrindeki EGO otobüsleriydi. Gençlerbirliği'nin sayıca az ama öz ve nitelikli taraftarına da bu amme hizmeti sunulacaktı elbet. Gençlerbirliği taraftarı ve yönetimi bu işkenceyi reva görmüyor ve 19 Mayıs'a geri dönüyor, Ankaragücü ise kaba tabirle boyunduruğuna girdiği Ankaraspor'un oyuncular ve başkanı dışındaki bir diğer mirası Yenikent Asaş Stadı'nı sahipleniyordu. Fakat gelin görün ki tam da İdare Mahkemesi'nin Ankara'daki zamları iptal etmesi ve ulaşımdaki taşıma ücretlerini 6 yıl öncesine alındığı haftanın son gününde Yenikent'te Ankaragücü-Gaziantepspor maçı oynanacak. Haftaiçi takip edebildiğim kadarıyla İMG the Invincible ağlamaklı ses tonuyla kanal kanal dolaşıp 75 dakikalık transferi iptal ettiğini, EGO'nun zararının artacağını ve seferleri azaltacağını duyurdu.

Girizgah yeterince çetrefilli. Yapılan zorunlu indirim, EGO'nun ettiği zarar ve 8Mart pazartesi günü başlayacak olan sefer kısıtlamaları gözönüne alındığında Yenikent'e EGO ücretsiz otobüs seferleri kaldırılacak mıdır? Ankara ve EGO Melih&Ahmet Gökçeklerin oyuncağı mıdır? Bu duruma seyirci kalınacak mıdır?

Read more...

Twit, Twitter, Twittest#3



*İnsanın kanını ciddi ciddi donduran an: Esenboğa'nın eski iç hatlar terminalinde Muhsin Yazıcıoğlu'nun düşen helikoperinin enkazını görmek.


*tirbüşonla eti puf açtım. eti puf da 20 kuruş. sudan ucuz!

*bursaspor dünkü 2-3'lük maça özel hatıra tişörtler çıkarmış. ticari kafa olacak kulüp yönetimlerinde. kredi kartım olsaydı alabilirdim.

*uefa final maçlarının oynanacağı şehir ve stadyumları önceden belirlemesin, yazık p.ç oluyor dsmart reklamları!

*gece çalışmanına vermiş olduğu yorgunlukla maçları kaçırdım. onda da eses90+4te golü yedi. sağlık olsun.

*sezer-aydın-jaycee john ve gelen eskişehirspor golü. güzel günler göreceğiz güneşli günler!

*elveda sevgili istanbul, izmir, bodrum, lefkoşa, köln, hanofer, düsseldorf, londra, zürih, frankfurt, basel, kabil, amsterdam yolcuları.

*merhaba pilotlar, yükleme ekipleri, kabin amirleri, teknisyenler, körük operatörleri. işyerinde bölüm değiştiriyorum da yarın heycanlıyım!

*kule dediğimiz o mekanın altında üstünde neler var gördüm bugün. piyuuu biz uyurken,yerken,sıçarken neler geçiyor üstümüzden neler!

*uçak inince alkışlama olayı sinema salonlarına da sirayet ettiyse ego şoförlerinin günahı ne?!

*otobüs ücretleri 6 yıl öncesine alınınıca biz de beytepe'ye alınmış sayılacak mıyız? hangi şehirde böyle nostalji var. I Fckng LoveU Ankara!

*bir uçak "actual take-off weight" ağırlığından "maximum landing weight" figürüne düşene kadar yakıtı kullanmadıkça inemez. ders notu ;)

*o bankamatik kartını almıyorum lan. kalsın çürüsün şubenizde. maaşı kartsız çekiyorum. kara listenize sokun o kartı da. gidinin bankaları!!!

*sabah işe giderken kaynadı. rüyamda Rijkaard'ı gördüm. Bozüyük'te hazırlık maçı oynanıyordu. Foto çektirdim. Pazartesi her türlü EsEs alır:)

*her gün bir doz "mütemadiyen ağlıyorum" dinliyorum demiştim. haftada bir de volkan konak terapisi tvden. onunla iyi kötü geçiyor günler..

*parttime halimle 569.99TL alıp onu bulamayanları da düşünüyorum ve barış uygur'un "on ekmeklikçalış/yarım ekmeklik kazan" formülünü anıyorum


Read more...

25 Şubat 2010 Perşembe

Şehir Rehberi#23 Amatör Futbol




Yeri gelir Ankara Garı'na giden yolda güneşli bir günde, yeri gelir karlı bir öğle sonrası Anıttepe'de rastegelirsiniz meşin yuvarlak ve onun peşinde koşanlara. Durun ve seyreyleyin.

Read more...

24 Şubat 2010 Çarşamba

Twit,Twitter,Twittest#2



*ben linus, european history. ben fizik bekliyordum hacı yaaa!

*kredi kartı matah bişey olsa babam kullanırdı. o yüzden ben de kara listeye girdim! yok kredi kartı bitti kalmadı!

*siirt/gent/şanlıurfa/los angeles üzerinden dostlarla konuştum bu gece. ben niye kalakaldım lan burda?!

*adam h.sonu gezmeye brüksel'e gideceğim diyor, ben kızılay'a gidemiyorum lan! nerde kaldı adalet!

*182 adamın bir 737'ye binip arnavutluk'a okul açmaya gittiği ülkede yaşıyoruz annem.

*Eskişehir ve Ankara birbirinin banliyösüdür. sabah işten çıkıp hızlı trenle maça gittim. ayağım uğursuz geldi. en azından ıslanmadık.

*yht:32tl, maç bileti:15tl, donas menü:3.5tl, göte maç minderi 1tl. Tribünde España'yı izlerken gözünün dolması bedava!

*bu uçakların da s.gökçen/izmir/köln mekikleri bitmedi gitti be brüder! pazar pazar reva mı bu işkence?!

*bjk-gs maçı 0 bitsin, 115lira cepte. gsli ve bjkli tivitcanlardan rica ediyorum dostluk kazansın!

*gittiğim aski şubesinde radyoda bülbülün kanadı sarı çalıyordu. başka zaman yarım saaat süren sıra çabucak bitti. türküyü dinleyemedim.

*"istanbulda denizi görüp özgürlüğü hissediyosun" bok götüren denizde neyin özgürlüğüyse gördükleri artık? bozkır candır can!


Read more...

21 Şubat 2010 Pazar

Futbol Dilencisi'nin Haftasonu Notları#9

Baktım iki Twitter seçmecesi arasında geçen bir hafta içerisinde hiçbirşey yazmamışım. Sonuncusunu 21 Aralık'ta yazdığım haftasonu notlarımın dokuzuncusunu yazmaya karar verdim.



Girişi bu sabah yakaladığım bu güzel fotoğrafla yapalım. Ankara-Berlin-Ankara seferini yapmış olan "Alsancak" memleketi İzmir'e dönüyor. Arkasında yağmurlu Ankara'yı bırakarak. Uçaklar şehirlerini özlerler mi?

-Haftasonun müjdecisi Cuma sabahı çok erken saatlerde başladı. Arnavutluk'un başkenti Tiran'da yapılan bir okulu açmak için giden Bakan+181 kişilik heyetle başlamıştık bu güzel haftasonuna. Gecesinde olan deprem de cabası. 182 kişi bir Beoing 737'ye doluşup gidip elin başkentinde okul açıyorlar. 56 kişiyle Seattle'deki Boeing Fabrikası'na uçak teslim almaya giden zihniyetin yandan çarklısı. Tükürdüm gitti. Zihniyete. Yanlış anlaşılma olmasın.

-Cuma sabahının bir kısmını ve gecesini çalışarak geçirip tüm yorgunluğuyla kendimi atmıştım eve cumartesi sabahı. Saati 2'ye kurup 3'te başlayacak maç için Kızılay'a gitmek ve kendime Lig TV'de iki önemsiz!, figüran!(o zihniyetlere de selam olsun) takımın canlı yayınlanan maçını izletmeyi lütfeden bir kafe sahibine paraları dökecektim. Arada da söyleniyorken Ümit'in gazı ve verdiği maddi destek mavi banknotla kendimi Ankara Gar'a doğru giden yolda buldum.

-Haftasonunun Ulus ve civarı vazgeçilmez aktörleri çarşı iznindeki askerler yerlerini maalesef tam kadro alamıyorlar. Arada haylazlık yapıp tek umudu çarşı izni elinden alınan bazı garibanlar kışlada kalırken çarşı iznine çıkan şanslılar Tandoğan'daki Kapalı Çarşı'da karınlarını doyuruyorlar. Kışladaki hijyenik koşullarda pişen yemeklerden sonra Kapalı Çarşı'nın yemekleri bünyelerine iyi geliyor ve serseri mayınlar gibi dağılıyorlar Ankara'nın sokaklarına.

-YHT iki şehrin kaderini değiştirdi ve insanların alışkanlıklarını değiştirdi. Bunu Gençlerbirliği taraftarlarından da duyabilirsiniz. 43 km uzaklıktaki Yenikent'e gitmek yerine 233km. uzaktaki Eskişehir'e hem de YHT ile gitmek. Esenkent-Sincan arasındaki kesim açıldığında 1saat 5dakikaya düşecek seyahat süresi şimdilik 1saat 40dakika civarında dolaşıyor. Ben gazetemi bitirmemiş ve uykumu alamamıştım tren Eskişehir Garı'na vardığında. "Demiryolları refah ve ümran(Bayındırlık) tevlit eder(sebep olmak, oluşturmak.) diyordu Atatürk. Bu refah ve bayındırlık göstergesi hızlı tren ağlarının ilkinin ülkenin başkentiyle demiryolunun başkenti arasında başlamış olması da ayrıca manidardır.

-İstanbul Metrosu açıldığı yıl "metroda çekilen klip" bolluğu yaşanmıştı. Ankaralı insanlara soruyorum niye Ankaray'da hiç klip çekilmedi? Yoksa var da ben mi küçük olduğum için hatırlamıyorum. Melih Gökçek bu soruna bir çözüm bulsun!

-Benim bindiğim 11.10 seferinde de Gençlerbirliği taraftarları vardı. Ankaragücü'yle yaşanan tatsız olaylardan sonra onları Eskişehir Garı'nda devletin şefkatli yüzü çevik kuvvet bekliyor olacaktı. O şefkatli yüz ay sonunda ağzından salyalar saçan canavar suretinde Kızılay'ın göbeğinde Sakarya'da kendisini gösterecek. Bir Sakarya Meydan Muharebesi daha olacak. İlki 22gün 22gece sürmüştü. Bakalım bu savaş nasıl bitecek? Lafı dolandırmayalım Çevik Kuvvet rakip takım taraftarlarını otobüse doldurup stadyuma doğru götürüyordu, ben polislere formamdaki ETİ reklamını gösterip kendimi bahar havasındaki Eskişehir caddelerine atıyordum.

-Genellemelerin hepsi yanlıştır ama temizlik genelde kadınlarla özdeşleşmiştir. Neredeyse bütün temizlik reklamlarında hayali Mr. Muscle karakteri hariç başrol kadınlarındır. Bakmayın evde temizlik olduğu zaman perde takmaktan tutun duvar silmeye! kadar her işi ben de görürüm. Geleceğim nokta şu. Temizlik bu kadar kadınlarla özdeşleşmiken yer hizmetlerinde çalışan bütün uçakiçi temizlik ekipleri erkeklerden oluşuyor. Tabi bu durum ne gibi sonuçlar doğuruyor. Seferden gelmiş ve yolcu alımı için hazırlanan uçakta arka kapıdan giren temizlik ekibi ön tarafa doğru yaklaşıyor ama harekatçı arkadaşın anlattığına göre ters giden bir şeyler var. Elektrik süpürgesinin sapı havada, yere yani halıya hiç değmiyor! 2 tane koltuk sehpası siliniyorsa, bir tanesi mutlaka es geçiliyor. O kadar süre içerisinde yapılan temizlikten elbet hayır gelmez temizlik ekiplerimizin haklarını yemeyelim ama o süpürgenin sapının havada gezmesi beni öldürüyor, gülmekten karnım hala ağrıyor.

-Maçtan önce eniştemin de nerden aldığını bilmediğimiz bir yerden bulunan kombineyi hacılayan babamla buluşuyor, ben de onun maç minderlerinden birisini hacılıyordum. Kayseri-Galatasaray maçında Rijkaard'ın kulübesinin arkasında duran çantası dizlerinin üzerinde duran yaşlı teyze, mindersiz maça gelmeyen babam ve onun gibiler, Eskişehirspor'un deplasmanlarına gelen Patikçi Kadiy Amca ve diğerleri. Eğer futbol topu dönmeye devam ediyorsa, onların yüzü suyu hürmetine dönüyor. Yoksa bu Federasyon/hakemler/kulüpler üçlüsünün ne kadar rezil durumda olduklarını hepimiz az çok biliyoruz. Ülkenin en modern gözüken iki stadyumunun zeminleri tarladan halliceyken, Eskişehir'deki misafir seyirci tribünü gecekondu mantığıyla yapılmışken marka değerini ağzına alanı ıslak odunla kovalamamız gerekirken biz hala verilen yıllık 321 milyon$'ın büyüsüne kapılıyoruz. Nobre yıllık 2.4m€ alıyorken ayda 621TL alan asgari ücretliden takımını izlemesi için 50TL fiyat isteyenlerin yönetici olması futbolumuzun asıl kanayan yarasıdır. Erman Toroğlu'na ben de bayılmıyorum, zaten Maraton Hürriyet'teki köşesinde devam ediyor. Ama T(Fucking)SL'nin marka değeri daha da düşüyor.

-Maç öncesi yapılan España Gençler taraftarı tarafından da ilgiyle izleniyor, ama yetmiyor iki tanesi atkılarıyla eşlik ediyor.



-Otobüste teker üzeri, uçakta kanat üzerinden sonra Hızlı Tren'de de vagon arası kavramı ortaya çıkıyor. Eğer iki vargonun birleştiği kısıma yakın oturuyorsanız yandınız. Bir kere tecrübe ettim, Allah düşmanıma vermesin. O iki vagonun arasından gelen gürültü geçen 1.5 saati işkenceye dönüştürüyor.

-Maçta ilk dakikada taklacı güvercin Jaycee'nin ilk dakikada kaçırdığı pozisyon ve Kahe'nin direkten dönen topu haricinde dişe dokunur pozisyon ve tat yoktu. İlhan'ın kırmızı kart çıkmayan dirseği ve kaleci Serdar'ın maymunlukları diğer dikkat çeken ayrıntılardı. Bazı kaleciler böyledir. Deplasmanda bütün stadın tribünlerinin anneleriyle haşır neşir olmasından garip bir haz duyarlar. Tedavisi yok bu hastalığının Serdar ne diyelim. Allah ıslah etsin!



Kapanışı da bir başka evini özleyen uçak yapsın. Kanat uçlarındaki Pegasus'un uçan atlarıyla.

Read more...

15 Şubat 2010 Pazartesi

Twit,Twitter,Twittest#1




Biraz da Twitter'ın arşivleme özelliği olmadığı için kişisel tarihime kapsamlı not düşmek için haftanın tvitlerini buraya taşıyayım istedim. Açtım mı arşivi, geçen sene bu zamanlar neye takılıp neye güldüğümü bilmek isterim, yanlış işler peşindesin Twitter.



*pazartesiyi salıya bağlayan geceyi sırf tanıl borayı okuduğum için seviyorum.

*ayrıca bir ülke başbakanının programının olmayıp evinde oturması garip. git başbakanlıkta otur, mecliste otur. evinde oturma. ayıp lan!

*rum'u bünyesine koşulsuz alıp ölü bebek sahibi olan ab'den yeni istekler. trakya'yı da yunanistan'a verin. öptüm, kib. bye pls ;)

*Ziraat Galatasaray'a forvet alsın diye kredi versin! :)

*"İlk kaza bir uçağın buzlanmaya karşı ilaçlandığı sırada meydana gelmişti." uçak, ilaç, buzlanma?! ne içtin baboli sen? :)

*keita 18de topla buluşunca coşan okay karacan, volkan gs kalesinde 3'e1 gol arıyorken sessiz kalıyorsa yerim öyle spikerliği, tarafsızlığı!

*oha oha oha. iasp'ten mac de lost adasına düştü. 6. sezon yakıyor.

*böyle cıvıl cıvıl çok hareketli eskişehir'i bırakıp ankara'ya gitmesi çok zor geliyor.

*asaş'a gençler maçı ve radyoda eses maçı takip planları suya düştü, uyku ağır bastı.

*ben attım ben attıııııııım. kalkıp radyoyu açtım, antalya'ya çaktım!

*suleymanou'nun, angelov'un konuştukları türkçeyi gördükten sonra milletin alex,kewell hastalığını anlamak çok güç! tipik bizans işi!

"not the baskent, but more like Tashkent" spine'dan yenikent asaş stadı yorumu!

Read more...

3 Şubat 2010 Çarşamba

Şehir Rehberi#22 Anıtkabir



Ankara'da yaşamak Ankaralı olmak duygusu verir insana. Pek çok yerde gösterir bu Ankaralı olma duygusu kendisini. Durup dururken hem de kar yağıyorken usul usul, AŞTİ'den Kızılay'a yürümek fikri düşer aklınıza. Yol üzerinde Anıtkabir'i hiç karlı olarak görmediğiniz ve gezmediğiniz aklınıza gelir. Birden 2. Nizamiye'den atarsınız kendinizi Rasattepe'nin o Ankara'nın manzarasını en güzel gören o güzel anıt mezara. Önce Silah Arkadaşına, sonra O'na en derin şükranlar sunulur. Sonra hayat akışına devam eder. Kar altındadır varoşlar, Kızılay'ın göbeğindeki o kahvehanede çay-gazete eşliğinde açık kanaldan kupa maçı ve sonrasında eve dönüş. Ne zaman kar yağsa aşağıdaki dizeler gelir akla Ankara'yı sevenler ve sevemeyenlere dair.

çok yabancı bir soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki sıkıldı bizim konsolosluklardaki konuklar
öyle deme
Ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara'yı sevdiğini anlamadan
ankara'da yaşamak

Read more...

24 Ocak 2010 Pazar

Şehir Rehberi#21 Eskişehir'de bir öğrenci olarak İstanbul takımı tutmak



Dünkü Yenilsen de Yensen de programından sonra gelen taşlardan sonra günah çıkarmak farz oldu.

Tutmayıverin kardeşim. Çok sevdiğiniz takımınızı Eskişehir'de tutmayın. Memleket gerçeklerini göz önünde bulundurun. Ben Ankaragücü ile yaşanan tatsız olaylardan sonra Ankara'da EsEs forması ile gezmeyecek kadar izan ve havsala sahibiysem siz de Eskişehir'de giymeyin. Anamızın karnından formayla, atkıyla doğmuyoruz ya, Porsuk civarında Kızılcıklı'nın orada gezmeyin formayla. Ölür müsünüz? Memlekette her türlü özgürlüğün tadını çıkardınız da Eskişehir'de formayla gezmek özgürlüğü mü kaldı bir tek? Memleket çapında futbolun ve tribün kültürünün o kadar gelişmediği gerçeğini Eskişehir üzerine yıkmayın. Yıktırmazlar. Sanal ortamlarda, sözlüklerde, forumlarda "Yok abi yeaa, formayla Eskişehir'in altını üstüne getirdim." diye tafra yapın. Sonra Photoshop diye bir güzellik var. Porsuk veya Kızılcıklı civarında çekilmiş bir fotoğrafınıza Photoshop'ta kendi takımınızın formasını ekleyip forward mail zincirine ekleyin. Gelecek olumlu tepkilere siz bile şaşıracaksınız. Bununla birlikte bünyeye bir rahatlama geldiğini hissedeceksiniz.

Eğer Galatasaray taraftarıysanız ilk yarıda Mecidiyeköy'de yaşananları gözönünde bulundurun, Eskişehirspor'un takım otobüsü taşlayan taraftarlarınızın Galatasaraylılığını ve taraftarlığını sorgulayın, aynı zihniyetin sahiplerinin her yerde ve her tribünde az ya da çok olduğu gerçeğini kabullenin, hazmedin ondan sonra gelin konuşalım. Paranız çoksa evinize Ligtv alın, evde forma giydiğinizi ispiyonlayacak komşularınız yoksa keyfini uzun süre çıkartabilirsiniz. Zaten öğrenciyseniz 4 sene(+/-2 sene opsiyonlu) sayılı gündür tez geçer. Takımınız Eskişehir'e deplasmana mı geldi? Formayı deplasman tribününe attıktan sonra giyer hakemin düdüğüyle birlikte çıkartırsınız. Tribünde karşı tribüne orta parmak ve Umut Sarıkaya'nın Çeliktepe Cengizhan Lisesi karikatürü misali boğaz kesme hareketi serbest. Şu linkteki arkadaşların örneğini takip edin. Zaten 50 lirayı karşınızdaki garibanlar da şehir sevgisi altında bayıla bayıla veriyor.

Velhasılı kelam Eskişehir'de Eskişehirspor'dan başka takım tutmayın. Kayseri'de tribüne o formayla girebilirsiniz, Kordonboyu'nda fink atabilirsiniz. Ama kendi can güvenliğiniz için Eskişehir'de Eskişehirspor'dan başka takıma hoş gözle bakılmadığı gerçeğini zor da olsa kabullenin. Diplomayı kaptığınız gibi topuklarınızı vurdura vurdura memleketinize gidin. Kupalara layıksın sen..... diye başlayan tezahüratların özgürlüğünü çıkarın Eskişehir'i ve Eskişehirspor taraftarlarını-sanki herkes iyiymiş de bir onlar kötüymüş- gibi kötüleyin. Askerlik veya memuriyetinizin o şehre çıkmamaası için dua edin


ÇÜNKÜ ORASI ESKİŞEHİR

Read more...

21 Ocak 2010 Perşembe

Şehir Rehberi#20 Tabela




Doğudan geliyorsanız Hüseyingazi Tepesi'ni,

Batıdan geliyorsanız Armada'yı,

Kuzeyden ve bir ihtimal Esenboğa'dan geliyorsanız Kuzey Çevre Yolu köprüsü üstünden şehrin manzarasını,

Güneyden geliyorsanız Or-An'daki TRT binasını gördüğünüzde içiniz kıpır kıpır oluyorsa eğer;

Üstünde, altında herhangi başka bir yerleşim birimi farkı gözetmeksizin Ankara'nızın karşısındaki sayılar küçüldükçe tabelada yüreğiniz de yerinde duramıyorsa


çoktan Ankara bebesi mertebesine erişmişsinizdir.


Keçiörenli çılgın vaypaut cengaveri Emre'nin deyişiyle bi susun la, şehri dinleyeyim

Read more...

2 Ocak 2010 Cumartesi

D-CADE



Yeni bir on yıl,
Yeni bir umut.

Read more...

31 Aralık 2009 Perşembe

Şehir Rehberi#19 Trabzon ve ILS



Twitter icat oldu olalı Dışkapı Postası yazamaz oldum ama 2009'u Şehir Rehberi ile bitirmeye karar verdim.

Check-in için kontuara oturduğumuzda isteklerle karşılaşmak kadar doğal birşey yoktur. Bebeğiyle acil çıkış koltuğuna oturmak isteyenler, 20 kiloluk el bagajını uçağa sokmak isteyenler ve doğal olarak cam kenarı veya koridorda oturmak isteyenler. Ama ne zaman varış yeri Trabzon oldu, insanlar hem sağ taraftan hem de cam kenarı yer ister oldular. Kerameti nedir sonradan çözdük. Trabzon Havalimanı'nın 11 pistine kurulu ILS sistemi yüzünden uçak her seferinde inerken şehir sağ tarafta kalıyormuş. Sıla özlemi ile yanıp tutuşanlar da şehri havadan görmek için sağdan yer isterlermiş. İsteyenin bir yüzü vermeyenin iki yüzü deyip isteklerini yerine getirmeye çalışırdık biz de. Sonra atlarını, bagajlarını alıp gittiler bu diyarlardan.

Hepinize mutlu ve sağlıklı yıllar.

Read more...

29 Aralık 2009 Salı

kkyö#10 Euro2016 ve Eskişehir



Böyle bir seri de yapıyordum ben vakti zamanında. Unutmayayım diye kes-kopyala-yapıştırın ötesi bazı bölümleri buraya aktarıyordum. Euro2016 adaylığı üzerine devam edegelen şehir tartışması üzerine eskisehirspor.com forumunudan atropin kullanıcı adlı arkadaş güzel bir benzetme yapmış. Bize susmak düşer.

Zamanında kaybettiğimiz bir Trabzon maçı sonrası, şahsın biri, "Eskişehir taraftarları üzülmesin, Eskişehirspor bizim rakibimiz değil" demişti.

2016 Avrupa şampiyonası aday şehirlerine Trabzon'un alınmaması ile ilgili olarak da şunu söylemek lazım: "Trabzonlular üzülmesin, 2016 Avrupa Şampiyonasına adaylıkta Trabzon Eskişehir'in rakibi değil."

Read more...

26 Aralık 2009 Cumartesi

Şehir Rehberi#18 Ankara Metrosu ve Kıyamet




Nasreddin Hoca demiş ya "Karım ölürse küçük kıyamet" diye

Ankara insanı da metroda trenden inen insana yol vermesini öğrensin ve ben bir kişiye çarpmadan ineyim o trenden, işte o zaman kopacak en büyük kızılca kıyamet!

Read more...

21 Aralık 2009 Pazartesi

Şehir Rehberi#17 Cebeci İnönü



Duydum ki skorbordun içinde yaşayan amca bizi terketmeye meylediyormuş.
O nostaljimizi de elimizden alıp elektronik skorbordu taktınız ya Cebeci İnönü'ye,
TFF'ye kına yollamak farz oldu artık!!!

Read more...

Futbol Dilencisi'nin Haftasonu Notları#8

En sonuncusunu 25Ekim'de yazdığım haftasonu futbol notlarının 8. sayısı ile buradayım. Şehre hala kış adamakıllı gelmedi ve kar yağmadı. Bunu da not düşelim.

*Futbola cuma akşamından çok hızlı bir giriş yapmıştık memleket olarak. Çok sulu ve timsah, bataklık benzetmeli İnönü meydan muharebesinden Bursaspor galip çıktı. Böylesi tempolu ve zevkli maçlar bizde de yaşanıyorken niye bu kadar Avrupa'ya öykünme hastasıyız çözemedim gitti. İki akşam önce Beşiktaş-Bursaspor ve Galatasaray-Gençlerbirliği maçlarını izleyen bir futbolseverin bu ligden de memnun olması gerekir ama eğer serde öykünmeci bir yapı varsa orasını bilemem.

*Cumartesi Youla Eskişehir'de golleri kaçırdıkça biz bilgisayar başında kahroluyorduk. Sonrasında daha fazla evde duramadım ve maça yarım saat kala Ankaragücü-Sivasspor maçına gitmeye karar verdim. Minibüs deplasman tarafının olduğu Kazım Karabekir caddesinden geçtiği için de maçı Sivasspor taraftarıyla izlemeye karar verdim. Kış güneşinin ucundan kendisini maraton tribünü için gösterdiği böylesi soğuk bir havada bir maça gitmek için sağlam bir deli cesareti gerek. Evde radyo televizyon başında veya bir kafede sıcak birşeyler içerek taraf olmadığınız bir maçı izleyebilirsiniz ama eğer iş Ankara ayazında stadyuma gitmeye kadar varmışsa futbola başka bir sevgiyle bağlanmışsınız demektir. Futbol tribünde yaşanır, bilgisayar başında değil!



*Yenikent Asaş'tan kalma bir Ankaraspor adetinin Ankaragücü'nde de devam ettirildiğini görüyorsunuz yukarıdaki resimde. Gereksiz hareketler. Hele bir "Türkiye'nin gücü Ankaragücü" sloganı çıkarılmış ki bulan zekayı tebrik etmek gerek.

*Cuma günü ve dün kafede izlerken de bizzat tecrübe etmiştim ki sigara yasağı vız gelmiş, dizlerini kıçına vura vura kaçmış. İşletmelere verilen 5.000TL'ye kadar olan cezyı sallayan hiçbir kafe sahibi yok anlaşılan. İşin daha da garibi bu sigara yasağının stadyumda sıkı sıkıya takip edilmesiydi. Belki de deplasman tribünü "bunlar gurbete gelmiş adamlar" diye hor görmüş olabilirler bilmiyorum. Ciddi anlamda bir takip vardı polisler tarafından. Öyle ki lise yıllarına döndüm. Lise erkek tuvaletini bizzat girdiğim erkekler tuvaletinde yaşadım. Her tenefüs bir tabur adam koridorun sonundaki tuvalete doluşur kendi deyimleriyle "ciğerlerine bayram ettirirlerdi". Aynısını deplasman tribünün tuvaletinde sigara içmeye çalışanlar sayesinde yaşamış oldum, müteşekkirim.



*19 Mayıs'ın misafir tribünden Ankara manzarası. Eski adıyla Stad Otel(şimdinin Radisson SAS oteli) hemen yanında Merkez Bankası ve sağ tarafta her ne kadar gözükmese de Etnografya Müzesi.

*Stadyumda bile Ugg gördüysem söylenecek söz kalmamıştır.

*Maçın not düşülecek ayrıntısına gelirsek, Sivasspor erken gelen iki golle maça çok hızlı başladı. Önce kornerden gelen topla arka direkte buluşan eski Güçlü Sedat takımını öne geçirdi. Sonra Baki'nin hatasında İbrahim Şahin farkı ikiye çıkarıp içinde bulunduğum Sivas tribününü bayram yerine çevirdi. İkinci yarıda oyuna giren Metin Akan ve Mehmet Çakır Ankaragücü'ne belirli bir ofansif zenginlik kazandırdılar ve Metin Akan ikincisini 88'de bulduğu gollerle takımına bir puanı getirmek üzereydi. Sivas tribününde yaşanan hayalkırıklığını az çok tahmin edebilirsiniz. Ta ki Baki Mercimek bunu Sivas seyircisine reva görmeyip santra sonrasında topu kafayla kendi kalesine gönderene kadar. 2 dakika kadar süren üzüntü yerini çılgın bir sevince bırakıyordu deplasman tribününde.



*Yine bir deplasman tribünü manzarası. Gördüğünüz lenduha Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin hizmet binası. Burada güzel bir manzaradan bahsedemeyiz elbet.

*Bir amcanın "Neyse ki 3. golü bulduk yoksa o kadar yolu geri gitmezdi bu donmuş ayaklar" demesi durumu net özetliyordu. Hele bir de maç sonunda Sivas'tan gelen tayfanın birden "Sivas'ın yollarına" türküsünü söylemeye başlaması beni benden alsı desem yeridir. Böylesi zevkli bir maç ve ardından gelen böylesi bir türkü içimi ısıtmaya yetti. Hiçbir Premier Lig maçı insana o tadı yaşatamaz. Böylesine de net konuşuyorum!

Bitirişi de sabahtan beri sanırım 100 kez dinlediğim Alyuvar'dan Çamdan Sakız Akıyor ile yapalım.

Read more...

10 Aralık 2009 Perşembe

BEKO



Bir Boeing 737-500. Pegasus'un TC-AAD tescilli uçağı. Boyamasına sonra geleceğiz. Günümüz havacılık sektörü ve onun uçaklar, biniş kartları, koltuk arkalıkları, körük sistemi dahil bütün mecraları reklamların işgali altında. Sonuçta bu uçağın geçtiği ve geçeceği bütün meydanlardaki yolcu sayıları da muazzam rakamlar.

Ve bu sabah duyduğum şehir efsanesi tadında bir yolcunun söyledikleri. Bundan önce çok sorular duydum, neler işittim ama bu gerçek anlamda bir efsane. Körüğe yanaşan uçağın üzerindeki BEKO'yu gören zat-ı muhterem yapıştırmış soruyu;

BEKO uçak da mı yapıyor?!!!

Ben de aşağıdaki resmi görünce başka bir soruyorum.

Gazete bugünün mü evlat?!!!


Read more...

6 Aralık 2009 Pazar

Ivesa

video

Videonun 38. saniyesindeki Ivesa ve Nadarevic ikilisinin yeni gelin ve damat gibi oyununa dikkat. Bu takımı ve bu şehri böylesi seviyorsak bir sebebi var be güzel kardeşim.

Şampiyon fener
En büyük fener
Gözünüz şehir, takım, dayanışma görsün azizeler!

Read more...

  © Blogger templates Psi by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP