Blog Widget by LinkWithin

31 Ağustos 2008 Pazar

Bir bilmecem var çocuklar!




Böyle sık kullanılanlar listemde bulunan bloglardaki örnek post gibi postları gördükten sonra http://topcambazi.blogspot.com/2008/08/tsl-forma-analizi.html "ülen benim aklıma gelmiş idiydi" demek bence çok kötü bişey. çünkü artık lig başladı ve artık firmaların ilkbahar-yaz mayo kreasyonları yerlerini yeşil saha üzerindeki formalara bıraktı. forma deyince akla ne gelir? tabii ki reklam. işte bunun bir yansıması olarak bu sene süper lig'e yükselen takımlarımız olan Es-Es, Kocaelispor ve Antalyaspor'un forma reklamlarıyla bile Lige renk kattıklarını söylemekti niyetim. Şehir kültürü ve kendi şehrinin takımını tutma bazılarımızın anlayamayacağı ama bizler için gerçek anlamda bir takıntı. Türk futbolunun bu üç büyük merkezcilikten kurtarılması adına ivedilikle yapılması gereken şey bu takımların hükümranlıklarına son vermek ve şehirlerin kendi takımlarının destekçisi olmaları zorunluluğudur. konumuza dönersek lige çıkan bu üç güzide takımımız formalarında kendi şehirlerine ait birer marka taşımaktalar. Es-Es'te Eti, Kocaeli'de Tüpraş ve turizm cenneti Antalya'da Mardan Palas forma üzerlerinde yerlerini almışlar. 13 takımın formalarında iletişim firmalarını bulundurmaları en ziyade tabiriyle "sıradanlık". işte sırf bu yüzden, sadece renk getirebildikleri için bu üç yeni takımımıza teşekkür etmeliyiz kanımca.

Read more...

30 Ağustos 2008 Cumartesi

Radyoda maç!




Keyif budur arkadaş. Neyime lazım HDTV falan :)

Read more...

26 Ağustos 2008 Salı

İyi ki varsın Süper lig!

"Ve hakemin düdüğüyle Ali Sami Yen'de 2008-2009 sezonu başlıyor değerli dinleyenler" diye başladı spiker maçı anlatmaya. Ne Felps'in, ne Hüseyin'in rekorları alıkoyabiliyordu bizi senin özleminden. Geçmez denen günler bitti ve yine, yeniden hoşgeldin Süper Lig!

İlk haftanın ardından şöyle kabaca bir bakarsak Es-Es Lige çıktığı yerde, bu sefer Pekin'in yerine ertesi gün kapanış törenlerinin yapılmasının planlandığı o gudubet mekan Olimpiyat Stadı'nda açtı ligi. Olimpiyad oyunlarına niyet, Süper Lig'e kısmet. Belki futbol sezonu yeni başlamış olabilir, Esenboğa'da işler hiç de öyle değil. Bu sebepten muzdarip ilk maçımızı bilgisayar başında radyoda dinlemek zorunda kaldım. Sezgin olan bir ismi "Sezgi" olarak okumayı başaran ve maç boyu bu eziyeti reva gören Kerem Öncel'e teşekkürlerimi sunmayı ayrıca bir borç bilirim. Evet bu ülkede sadece üç büyük! var ve siz sadece onların kadrolarını ezbere bilin, onlarla yatın, onlarla kalkın. Siz değerli İstanbul medyasına rağmen varolma ve kendini kanıtlama çabasında olan biz Anadolu takımları ve onların sevdalıları bu sevdadan asla vazgeçmeyeceğiz. Ne milyon dolarlık eşşekler, ne de sizin bu eşşeklere ayırdığınız sayfalar ve saatler boyu yayınlar bizi kendi şehrimizin takımlarından asla vazgeçiremeyecek. İnatla taşıyacağız siyah kırmızı formamızı üzerinde bir "Lezzet Uygarlığı" Eti'nin reklamı Türksel'e inat ve inadına inletmiş gönül dostlarımız pazar günü İstiklal'i. 70lerden gelen fırtınayı yaşamış veya dinlemiş herkesin sempatizanı olduğu bu takım geri dönüyor. "Deplasman" kavramını ortaya çıkaran, "İstanbul'da Paşabahçe, sıra sende Fenerbahçe" yazıp vagonlarına yollara düşen, iki sene önce 20 bin kişiyle Cebeci İnönü'yü; Mayıs'ta 20 bin kişiye İstanbul İnönü'yü yıkıp geçen o büyük taraftar geri dönüyor.

Yoksa dizleriniz mi titredi?

Read more...

C'est l'avion gigante mom!



On numara reklam! Geçenlerde devlet geri aldı da batmaktan kurtuldu güzelim şirket!

Read more...

iron!

bu sıcakta ütü mü yapılırmış! çizimdeki zuzaylıya döndüm. iron diye ararken aklıma bugünkü gazeteki haber geldi. yılların "iron lady"si lakaplı thatcher bunamış, lakin gorbaçov deyince hazır ol pozisyonuna geçiyomuş... nerden çıktıysa şimdi?

neyse ki fonda barış abi ve gesi bağları var....

hey Allah'tan korkmaz
sana bana ölüm var!

Read more...

20 Ağustos 2008 Çarşamba

Whoever has it, give Madam her pussy back!

Pushback dediğimiz olay yukardaki resimde görüldüğü üzere gayet havalı bi olay. Geri vitesi! olmayan ve uçuşa başlamak için piste gitmek zorunda olan jet motorlu bütün teyyareler için yapılan ve sanırım yapmayı en çok istediğim şey. Yine resimde gördüğünüz yeşil yelekli Cellat :) pilotla kulaklık ve mikrofon yoluyla ve iletişim halinde. Birazdan uçak gerekli pozisyona itildikten sonra iki motoru çalıştırmak için kokpitle iletişime geçecek ve bu çelik gövdeli dev mavi kuş Şam yollarını aşındırıp güneye doğru yol alacak...


Postun başlığına gelince şehir efsanesi olması muhtemel olay şöyle cereyan eder. Kulede bulunan Ground tabir edilen ve yerdeki olayların koordine edildiği kanallardan-ki LTAC(esenboğa)'da 121.900 olur- birinde bi Fransız kadın pilot yarım yamalak İngiilizcesinin de azizliğine uğramaktadır;

"We want pussyback now!" ibaresini arka arkaya kullanmasından sonra sonunda centilmen bi abimiz olaya müdahale eder;

"-Come on guys. Whoever has it, give Madam her pussy back now!"

Sonrasında bu hınzır abiye tebrikler yağmış, French chick de magmanın derinliklerine yol almıştır.

Read more...

18 Ağustos 2008 Pazartesi

Sen ki bacım.....



Sen ki bacım

arkanda nerden baksan 150den fazla yolcu,

altında 79tonluk uçak,

omzundaki sırmalar gözümüzü alıyor,

yakıştı mı öyle cam silmek falan?

Read more...

δίπλωµα


4 yıl boyunca verilen emeğin karşılığı budur. Biricik bilgi kaynağımız Vikipedi'den (ç)alıntıyla;
A diploma (from Greek δίπλωµα diploma, meaning "folded paper") is a certificate or deed issued by an educational institution...
Kıvır kıvır, cebine sok hesabı!

Read more...

16 Ağustos 2008 Cumartesi

Nasıl Gençlerli oldum?

http://www.tribundergi.com/forum/viewtopic.php?f=18&t=41563
Tamamı linkten okunabilecek bu postla aynı ismi taşıyan bi makalemsi bi yazıdır aslında Tanıl Bora'nınki. Benimki onun kadar kapsamlı olmasa da artık gördüğünüz kombineyle birlikte ben de bir Gençlerbirliği taraftarıyım.... Haaaaaaaaaydi Genççler!

Read more...

Anket#1


Ne kadarsınız, kimsiniz, biz kaç kişiyiz! bilmiyorum sevgili okurlar ama Süper Lig'e bu sene çıkan Eskişehirspor'un sıralamadaki yerinin ne olabileceği hakkındaki tahminlerinizi belirtirseniz makbule geçer hani :)

Read more...

Etme Acem'le muhabbet küstürürsün, silme cam kırığıyla...


Dışkapı Notları'nda sözünü vermiştim. Yanda resmini gördüğünüz şahıs bırakın Esenboğa'ya inmeyi, Ankara hava sahasını bile kullanamadı.


Ayrıca Sultanahmet'te bu zat-ı muhtereme sevgi gösterisinde bulunan yurdum insanına sesleniyorum: İran kışın götü sıkışıp doğalgazı kesince görürüm ben sizi!!! Etme Acem'le muhabbet küstürürsün, silme cam kırığıyla...

Read more...

9 Ağustos 2008 Cumartesi

MagiC WeeD

in' ena horto magikodoste mou ligo gia na pioton pao mou na onirefto ke na fonaks' os to theopanatha mou, se agapo, san heroini, sa skliro narcoticosan to hashish, to lsd, ghia/me sena pao mastouroni ol' i ghi, ol' i ghi. panatha mou, panatha mou, se aghapo, se aghapo, opou ki an pezis panda tha s' akoloutho, s' akolouthopao edho, pao edho, pao eki, pao eki, opou ki an pezis panda tha 'maste mazi, panda mazi.

it's a magic weed, give me a little bit to taste, to dream of my pao and shout until god: my panatha, i love you, like heroin, like a hard drug, like hashish, lsd, for you pao the whole world is stoned, the whole world. my panatha, my panatha, i love you, i love you, wherever you may play i will always follow you, i follow you, pao here, pao here, pao there, pao there, wherever you may play we will always be together, always together

tek maçlık panathinaikos maçı için komşi'ya tur düzenlense de gitsek şu tezahüratı baştan sona maç boyu söylesek... sabah sabah çok pis gaza geldim....

video linki de şurda http://www.youtube.com/watch?v=u0rMe2Vyb9E

Read more...

5 Ağustos 2008 Salı

Esenboğa Manzaraları#2

Arka plandan bir Boeing 747
Bmi Airbus A-321 V Türk Hava Yolları Boeing 737

Viyana'dan yeni gelmiş Avusturya Havayolları'na ait bir A-319.


Arzu edenler için 442 Havalimanı-Aşti-Kızılay Ego otobüsünün hareket saatleri.



Havaş'a 3 katı para vermeye ne gerek var?



Siz de kral olsaydınız ve bi jumbo jete sahip olsaydınız, böyle kırmızı halılarla karşılanırdınız.




Germanwings 4U907 Köln/Bonn, Saat 03:15 suları





Lufthansa LH3363( Münih) V Bmi BD976(Londra)






Almanya: 1 - İngiltere: 0






Üstümüze uçak kapattılar lan!






Esenboğa Tower 118.10























Read more...

biliyoruz ki bu ülkede güvercinler...........




İnanın insanın içi acıyor şu resmi görünce. güvercinlerin beyazı kana bulandı ya etraf leş kargalarına kaldı hepten. demin sözlükte denilmiş, birileri çıplak resimlerini çekse bu çocuğun o bile gidecek artık harbiden. her şeyi ama her şeyi geçtim, rakel dink'in acısının ne denli büyük olduğunu tahayyül edebilecek zat var mı ki aralarında? ama yok ben yine seçici unutkan davranmak istiyorum ve bu olayı böylesi hatırlarla değil hrant dink'in şu satırlatıyla hatırlayacağım her daim.
''Muhtemelen 2007 benim açımdan daha da zor bir yıl olacak. Yargılanmalar sürecek, yeniler başlayacak. Kim bilir daha ne gibi haksızlıklarla karşı karşıya kalacağım? Ama tüm bunlar olurken şu gerçeği de tek güvencem sayacağım. Evet, kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet, biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce"

Read more...

4 Ağustos 2008 Pazartesi

kes-kopyala-yapıştır'ın ötesi#1 haydar erülgen/04.02.08/birgün gazetesi

Ocak ayını şubata bağlayan hafif güneşin altında. Hakkında istikbaline dair bin bir rivayet ve tevatürün dolaştığı Cihangir parkında. 'Ecnebilerden değil, eskiden okuduğu 'bu dünyaya sürgün' yazarlardan, kaldıysa, ruhuna kaldığı kadarıyla kendini 'yersizyurt-suz' hisseden, mülkiyet hususunda pek hassas ve sıkı, hakkını kimseye kaptırmamaya ezelden kararlı, kuvvetle pek muhtemel ki o sonsuza kadar 'yerli'lerden bir kadın, çocuğuyla birlikte parkın oyun alanında. tzzBiraz önce geldi boş parka, çocuğu 2, en fazla 3 yaşında olmalı. Soğuk havaların kimsesiz bıraktığı parkta ne büyük köpekti kadınlar var ne de sahibinin köpeğini gezdiren kapıcılar, kapıcı karıları. Nereli olduklarını bilmiyorum, 'suvaz'dan mı, Hasan Hüseyin Korkmazgil'in dizelerindeki gibi mi yoksa:"Memleketimiz Suvaz, kazamız Gürün/ İstanbul illerinde sürün allahım sürün".

Bu ara uçakların yolları yine değişti galiba, sabah, öğle, akşam, kalkış ve iniş halinde iyice alçaktan uçan uçaklar görüyorum Cihangir semalarında.
Birkaç gece önce balkona çıktığımda neredeyse içindeki yolcularını gördüm inmeye hazırlanan bir uçağın, çok sevindim. Gelmişlerdi demek. Geçenlerde de Kadir İnanır'la bir benzerliğimizi öğrenmiştim, hayır canım, tabii ki yakışıklılık hususunda değil, memleket nere deyince de bir şey çıkmaz, siyaseten olduğunu da söyleyemem, kendisinin ezel ebed bir 'sosyal demokrat' olduğu söylenir, olsun, bize ne, şimdi sosyalistlerimiz de sosyal demokrat gibi, sayılır, neredeyse... Bir gazetede okudum, Kadir İnanır nerede olursa olsun, evde, sokakta, film setinde, havada bir uçak gördüğünde el sallarmış, iyi yolculuklar dilermiş. 'Güzel klişe'ler vardır, niye olmasın, klişenin güzeli de güzel olur hani, onlardan biriyle söylersek, 'bütün kalbimle' yani, katılıyorum, destekliyorum, kutluyorum Kadir abimizi bu güzel huyundan, insani erdeminden ötürü. Zira yıllardır ben de bu kutlanası eylemi tek başıma gerçekleştiriyorum, el sallıyorum, içimden dua ediyorum, bazen sesimi uçaktakilere duyuracakmışım gibi bağırdığım bile oluyor: Güzel yolcu güle güle! Kız kardeşim Dilek'in eşi İhsan, kendisi mühendistir, uçakların bir-iki dakika kadar havada durduğunu iddia etmişti, gidip havaalanına yakın bir yerden, yakından yani bakacağız zaman bulursak.

O sabah da artık uzun bir zaman, siz deyin 5 ben diyeyim 10 yıl kadar bu yazıların vazgeçilmez kişilerinden olacağı baştan belli olan (bakınız, Birgün'deki ilkyazım, "Narın Gölgesine Övgü") kızım Nar'ı kucağıma almış, pencerenin önünde gevezelik ediyordum. Kitaplar, doktorlar, dostlar çocukla bol bol konuşun diyorlar ya, hele kız çocuğuysa pek dilli olurmuş, işte öyle yapıyordum. Doğan Tılıç, kendisi okul arkadaşı olduğumuzu yazıyor, niye bilmem daha yakın olduğumuzu saklama gereği duyuyor, bölüm, hatta zaman zaman sınıf arkadaşıydık gazetede yazmamı istediğinde, hiç ikiletmeden kabul etmiştim. Sonra da bir ara 'acaba muhtelif gazetelerde doğum yapan yazarlar, gazeteciler bebeklerini anlatıyorlar ya, ben de Nar'ın babası olarak, hem değişik de olur, çocuk büyütme deneyimlerimi mi yazsam' diye düşünmüştüm, galiba öyle de yapıyorum. Nar'a diyordum ki: Şu gördüğün atlas nine, mavi tanrının kızıymış, keyfi yerinde olduğu zaman upuzun kollarını açar, bize böyle kocaman, senin gibi sarı, güneş bibiyi gönderirmiş, bak şu beyaz bulut teyze de onun sana armağanı işte, şu yu-kardaki kara bulut amca da akşamdan mı kalmış ne, eğer biraz daha somurtursa yağmur amca olacakmış gibi... Yoksa bulut erildi de yağmur mu dişiydi, belki de yağmur abla demeli... Neyse bizim küçük 'Şipak'a böyle anlatıyordum, Hırvatça 'nar' demekmiş Şipak, sesi de çok hoşuma gitti.

Bu arada uçak geçti, yolcular yere kavuştu, şükür. Sevdiğim trenlerden biri uykusuz yola çıkmış meğer ne çok gitmiştim o trenle, 17.35 seferiyle, restoranında vakti kerahattır diye oturup rakılar içmiştim Eskişehir'e kadar, hatta 'ünlü' bir fotoğrafım dahi vardır, eskiden 'açık mektup' yazdığım başka gazetede, o köşedeki 40 yaş fotoğrafım o trenden, Pamukkale Ekspresinden kalmadır. O tren virajı değil, uykusunu alamadı bence... Canım babam, olsaydı şimdi, 'abi' derdi bana, "bir bilet aldım gişeden/yolculuk başladı Haydarpaşa'dan"...

Pencereden bakıyorduk Nar'la, parka bakıyorduk, 'kristal gece' gibi, soğuğun faşizmi diyelim, dondurucu ayaz gecesinden canını kurtaran bir kedi gördüm, oyun alanına doğru koşturdu. Kadın çocuğunu tahteravallinin bir ucuna oturtuyordu, kedi bir parça sevgi istemiş olmalı ki, mutlaka öyledir, kadın tekmeyi savuruverdi kediye, allahtan isabet ettiremedi, kedi kaçtı. Oysa çocuğunu kış güneşinde parka götüren Cihangirli kadın hakkında, pek güzel sayılmasa da fena olmayan bir hikâye uydurmaya bile hazırlanıyordum ki o tekme hikâyenin sonunu getiriverdi birden. Çektim Nar'ımı pencerenin önünden, o kedinin ve çocuğun üzüntüsünü görmesin istedim.

İyi ki uçak güzelce indi.

Read more...

Dışkapı Postası #1

hayata dışkapı'dan ve doğal olarak dışkapı'nın mandalından dahil olarak izlenimler;



-öncelikle dışkapı dedik ordan başlayalım. semt olarak esenboğa'nın 03l-r pistlerinin yaklaşma güzergahı üzerinde bulunuyoruz. gece gece salak salak bişilerle uğraşırken birden yaklaşmakta olan bir uçağın seslerini duyuyorum, eğer aşina olduğum bir saatse ister istemez bu x'ten veya y'den gelen uçaktır diyorum. x,y ve z iniş sıralaryıla dortmund, stuttgart ve köln oluyor. :D

-az önce haberlerde yanan ormanları, ölen bebekleri seyrettim de kültür sepeti'ne yazdığım yorumu aynen yayınlıyorum.

*yeni doğmuş bebeklerini yaşatamayan;
*ciğerlerini yakıp kavuran ve buna sadece seyirci kalan
*kurucusunun hatırasına saygı göstermeyip "iş ziyareti" kisvesi altında yobazın önde gidenini sadece istanbul'da ağırlayıp anıtkabir'den ve ankara'dan kaçıran;

bir milletin hayat damarlarından biri tıpkı sanatsız kalmışçasına kopmuştur. cümleten geçmiş olsun!

-alpay erdem gibi olacak ama burdan ahmedinecad'a sesleniyorum.... hele bi esenboğa'ya gel. uçağının ön dikmesine işemeyen senin gibi olsun lan!

-demin ekmek almaya giderken aşağı sokakta böle çocukken bizim sokağa da gelen anadol kamyonetle gelen sütçülerden gördüm. yalnız adamın çevresinde bekleşen yaklaşık 15 teyzeyi görünce sütçünün sütünde bi keramet var dedim. en kısa zamanda başörtümü bağlayıp ben de süt isticem. anadol'daki sütçüden almayalı çok oldu ne kadardır ki acep? bi de bizim sokağa gelenden için arkadaşlar içine kırılan dişini atmış demişlerdi de bi kaç gün çok dikkatli içmiştim sütü. çocuk aklı işte!



- ekmek dedim de trabzon ekmeği de ne güzel bişeydir lan. hele biz çoocukken babamın üşenmeden çarşıdan alıp geldiği ve harbiden odunda pişmiş trabzon ekmeği. o üzerindeki şerit için kavga ederdik biz be.



-yine ekmek deyince çocukken köye gidince anannem bizim köy ekmeğine burun kıvırdığımızı görünce o kadar işinin arasında gider bize pazar ekmeği alırdı. pazar ekmeği dediğim de bildiğiniz francala ekmek. francala neymiş bildiğiniz ekmek işte :) sora biz de zaman geçince alışır, kendi elleriyle yaptığı ve fırınında pişirdiği ekmekleri iştahla yerdik. dışının kalması kaydıyla :P



-aşağı sokaktaki tekel bayiciye viski sattık geçen duty-free'den çıkma. kime kakalıyosa artık. olsun biz 10yetele karımıza bakalım. lakin bu ara işler o kadar yoğun ki kimseden viski falan istemeye dermanımız yok.



-demin de bizim apartmanda oturan ve her bastığında ayakkabılarından vıck vıck bu havalı oyuncakların seslerinden gelen ufaklık da çıktı ya herşeyimiz olmuştur artık. yanağından ısıracam bi dahaki sefere, öyle şirin lan!



-her sabah yan taraftaki teyzenin televizyonundan bangır bangır gelen yaprak dökümü'nden ve bununla uyanmaktan bıktım be arkadaş. ya kanal d, ya da bu teyze yaprak dökümü sevdasından vazgeçecek. ya da ben paraya kıyıp bu teyzeye bi işitme cihazı alacam. hayır tamam bi ara konuya ucundan bile vakıf olmadan diziyi seyrettik de her sabah her sabah yeter yahu.



-es es'im youla ile anlaşmış. 95-96 sezonundaki kona hala eses taraftarının kalbindedir. onun kadar verimli olması dileğiyle.



-es es dedim de onun gibi şanlı geçmişe sahip ve üniversitemin adını taşıyan efsane Hacettepe benim için ankara'daki gözağrımdır. tanıl bora'nın nasıl gençleri oldum'u kadar ayrıntılı ve aşk dolu olmasa da ben de artık bir hacettepe taraftarıyım. aldığım duyumlara göre kimi ankaragücü taraftarı da geçmişten gelen bu esintiye sahip çıkmış ve bir tarafında ankaragücü bir tarafında hacettepe yazan atkılar sipariş verilmeye başlanmış.



-demin üniversitemin adı desem de haksızlık ettim. hacettepe'nin bir semt olarak bir yeri vardır bieln için ve futbolumuzun en köklü takımlarından biridir ayrıca. biz her ne kadar o güzelim semti öküz gibi kampüsle işgal etmiş olsak da artık mor-beyaz renkleri ve armasındaki ankara kalesiyle artık geri dönmüştür, candır canandır!



-yazı biterken radyo odtü'de salak bi tanıtım programı vardı. ne güzel müik dinliyoduk lan! :)



-aneeeeeeeeeeaaaaaaaaa.... bitti.

Read more...

  © Blogger templates Psi by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP