Blog Widget by LinkWithin

11 Ağustos 2009 Salı

Ara



Askere, tatile giden ve bu yüzden yukarıda gördüğünüz pause resmini bloglarına koyan bloggerlar görmüştük de bilgisayarını sattığı için, evet yanlış duymadınız kredi kartı borcunun taksidini ödemek için dizüstü bilgisayarını toşibikini satan başka bir blogger var mıdır acaba?

Aslında Radikal futbol yazarları gibi salı gününden Manisa ve İzmir maceraları anlatıp hoşgeldin Süper Lig diyecektim ama çok feci bir darboğazdayım. Ama ev arkadaşımla konuştum saati 1TL'den kendi bilgisayarını kullandıracak. Arada yine Dışkapı'dan, Esenboğa'dan eğer biraz da param olursa EsEs'in gittiği deplasmanlardan bildireceğim.

O vakte kadar Allahaısmarladık...

Read more...

7 Ağustos 2009 Cuma

Bahadır abi



Bir gün olur devran döner

Vade gelir yollar biter

Zengin fakir buradan geçer

Kara toprak ver yarimi*





Güle güle Bahadır abi. Sensiz ve Barış abisiz Kurtalan Ekspres dahil bütün ekspresler öksüz şimdi...


1 . Sevgili:
"Yâr yoluna dökülmedik dilleri neyleyim / Yâr yâr / Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar"- B. R. Eyuboğlu.
2 . eskimiş Dost, tanıdık.
3 . eskimiş Yardımcı:
"Allah'tan başka yârim yoktur."- Şemsettin Sami.

Read more...

6 Ağustos 2009 Perşembe

Dışkapı Postası#17

Dudullu Postası yüzünden Penguen 25 kuruş zamlandı ama Dışkapı Postası'nın 17. sayısı karşınızda



-Fatma Aliye. İlk kadın romancı olması nedeniyle yeni çıkan 50TL'nin arka yüzünde yer almakta. Peki ben gecenin bir yarısı Fatma Aliye'yi gördüğüme niye bu kadar üzüldüm? Şöyle ki; aptal havayollarının aptal fazla bagaj paralarının tahsilatı da bizim sorumluluğumuzda. Kontuar arkasında her bir boku yediğimiz yetmezmiş gibi bir de elimizde kasayla € cambazı olduk. Lakin o hengamenin arasında amcamın biri birbirine çok benzeyen ve ikisi de sarı olan 50€ yerine bu 50TL'yi bildiğin kakalamış. Aradaki fark direk 50TL! Cebimde 5TL varken hiç olmadık bir delik! Kasayı açınca Fatma Aliye'yle göz göze geldik. Kaynar sular döküldü üzerime. Neyse adamı sonradan buldurdum. Buldurdum diyorum, kendim gitseydim çok daha kötü şeyler olurdu.

-İyi güzel Eskişehirspor'un sponsoru da Eti, Lezzet Uygarlığı falan hoş da adamlar bizi bildiğin yiyormuş. Browni falan hikaye. Dün Esenboğa'da bir muffin yedim! İyi ki BTA var lan, arada güzel şeyler yiyebilme ihtimalimiz oluyor.

-Korku filmi izleyemeyen sinema eleştirmeni var mıdır? Ben pek izlemem şahsen. Eleştirmen olmadığıma göre sorun yok.

-Nilüfer'in şoförleri AŞTİ'ye geldiklerinde ayağa kalkıp yolcuları uğurluyorlar. Bu güzel birşey.



-Biz yine eskiden bu üstteki resimde kanadın üzerine çıkan Cinali'nin Pegasus Havayolları'na hizmet veriyorken böyle karlı buzlu günlerde doğuda bazı meydanlara seferlerin gecikmeye girdiği veya direk iptal olduğu günler oluyordu. Fakat bizim überallesmenschen yolcularımız telefonu kulağınıza dayar "Al bak sen de konuş, Van'da/Diyarbakır'da hava güzelmiş! Niye kalkmıyor bu uçak?" minvalinden kafamızı sikerlerdi. Ben miyim amk senin uçağını kaldırmayan? Adamın götü yemiyor ki gitmiyor. Oturun oturduğunuz yerde! Sonra onlar da Cinali de atlı uçaklarına binip gittiler, biz kaldık kendi kendimize. Ne güzel günlerdi lan? Gerçi fazla nostaljiye gerek o tezek kokusu her daim Esenboğa'nın arkaplanında yer alıyor.

-Polise EGO niye beleş? Lan ben mal mıyım servisi kaçırınca EGO'ya biletle biniyorum da o kabzımallar her seferinde elini kolunu sallayarak biniyorlar o otobüse!

-Ne mutlu bize ki Çin malı oyuncak dağıtan bir başbakanımız var!





-Benden duymuş olmayın TAV'ın yaptığı Esenboğa terminali direk Düsseldorf Havaalanı'ndan aparma.

-Biterken FD söylüyodu yine birşeyler.

Read more...

5 Ağustos 2009 Çarşamba

Spil'in eteklerine doğru#2


Ağustos kirası,
İki kredi kartının borcu,
Elektrik, su, ADSL faturaları
Ev arkadaşına borç.

Toplam meblağ 800TL üzeri.

Peki bütün bunlar Manisa'ya gitmeye engel mi?

Ne münasebet hakim bey?!

Read more...

4 Ağustos 2009 Salı

Spil'in eteklerine doğru#1



Bir yaz gecesi nelere gebe? Demin evde sıkılıp "eeaah yeter la" deyip de adımımı sokağa atmamla Taps'ten çıkıp evine yol alan Rıza Çalımbay'ı gördüm. Aklımda da gara gidip benden önce Manisa biletini alan babama nazire yapıp tren biletini almak var. Ben maç derdindeyim, o gündüz İzmir'e gidip denize girmek derdinde. Bizim gibi cefakar taraftar takımının peşinden kıt kanaat koşarken babam gibi "çekirdekçi tayfa" olarak da adlandırılan bir grup insan da böyle denize girmek gibi garip amaçlarla deplasmana gidiyor. Hayır yarın bir gün UEFA elemesine kalıp İsviçre takımıyla eşleşsek "Ben Alpler'e kaymaya gidiyorum" diye gelecek adam. O derece :)

Konumuzdan şaşmayalım. Tramvay yolu üzerinde Rıza Çalımbay'ı sıkıştırdığım gibi "Manisa biletini almaya gidiyorum hocam. Peşinizdeyiz" dedim. "İyi geceler" dedi. Delinin ne zaman nerede insanı bulacağı hiç belli olmaz :) Gara gittim, gişe kapalı. Zaten paralar da suyunu çekmek üzere. Bilet işini maaş sonrasına bırakıp eve dönüyordum ki genç oyuncu Doğa Kaya'yı gördüm Doktorlar Caddesi üzerinde. Ona laf atamadım zira yanında arkadaşları vardı.

Resim Sivas Büyük Otel lobisinde çekildi. Formanın içerisine boğazlı kazak olur mu demeyin! Dışarıda sıcaklık -4. Babamın kravata dikkat!

Read more...

  © Blogger templates Psi by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP