Kayıtlar

İlber Hoca ve İstanbul

Resim
Dünkü Milliyet Pazar ekinde İlber Ortaylı ile havadan yapılan bir İstanbul turu ve İlber Ortaylı'dan esintiler vardı. Son tespitiyle çok acı bir tespitte bulunmuş aslında. Mesela Boğaz'ı sevmek "İstanbul sevgisi" olabilir mi? Ne Boğaz'ı sevmesi, o rakıyı seviyor. Boğaz dediğin ayrı bir uygarlık. Rakıyla balığı kadın ninem de sever ama Boğaz demek o değil ki. Ya da yol boyunca araba çekip mangal mı yapmak Boğaz sevmek? Boğaz başka bir medeniyet. Acaba bir sokağını merak edip girip yürümüş mü, binalarını merak etmiş mi, bir taşına dokunmuş mu, açıp okumuş mu, tarihini araştırmış mı... Onun derdi ya Boğaz'da rakı içmek, ya mangal yapmak ya da buradan para kazanmak. -Tabii bıraksan Topkapı'nın yanına bile gökdelen diker bunlar. Bir tepe nasıl böyle oyulabilir sizce? Mendeburluklarını tatbik etmedikleri bir kilometrekare dahi yok da ondan. Bu geziden aklınızda en çok ne kalacak? Ne Süleymaniye ne Topkapı... İstanbul'un asıl meselesi ormanlarının içine giril...

Şehir Rehberi#11 Sahip!

Resim
Kişisel günlüğümün yıldönümünü bilemesem de Blogger sağolsun yazacağım taslak halindeki "Bir jiletten hatıra kalanlar" ile birlikte bu 200. yazım. Ne 200'ler ne iki yüzlüler göreceğim elbet gün geçtikçe! Kelime oyununa gel hanıııım! Şehir Rehberi'ne denk gelen bu 200. yazı şurada bahsettiğim Prenses'in bir benzeri Aydınlıkevler Kavşağı'ndaki trafiği düzenleyen amcaya adandı. Yolunuz Aydınlıkevler üzerinden bir yerlere veya Esenboğa'ya düşerse gözünüz arayacak onu kavşağın içinde. Eskiden beyaz bir trafik polisi şapkası vardı, şimdi daha başka bir kasket geçirmiş kafasına. Geçerken benin yerime de bozukluk bir şeyler verin. Onu başkası yazmış mıdır diye Gugıl'da ararken "aydınlıkevler kavşağındaki deli" yazmamı da hoş gör(s)ün. Onlar deli değil bilakis şehirlerin ve mekanların sahipleridir. Her daim Ankara Garı'na gittiğimde Prenses orda mı diye baktığım gibi ne zaman Esenboğa'ya düşse yolum o amcaya bakarım ben! Deli değil sahip!

Rıfat'tan İnciler#2

İzzet abinin videonun başında bahsettiği U-Bahn Berlin Metrosu. İnciler halinde inceleyeceğimiz Rıfat ise gönüllü security elemanı. Rıfat'a can veren isim ise Cem Sultan Ungan.

Batu-Youla-Ümit

Resim
Eğer Batuhan Karadeniz için de kulübü ile anlaşma sağlanabilirse bu üçlü ile EsEsimizin ileri hattı seneye çok takımın canını yakacaktır. Ayrıca benim hayatımda gördüğüm en güzel gollerden birisi de Ümit'in İzmir Atatürk Stadı'nda yarım voleyle attığı ve jeneriklerde sıklıkla kullanılan golüdür. Darısı o siyah-kırmızı forma ile Eskişehir'de!

Ayraç#10

Resim
... İlerideki çek-in kuyruğunun gittikçe büyüdüğü ve çartır yolculaştığı -dikdörtgen bavulların yerini çuvalların, bohçaların yer değiştirdiği, kimi zaman altın dişli, kimi zaman uzun mantolu kadınların ve sakallı erkeklerin katmerlendiği ve giderek çoğullaştığı ve o anlamda çartır yolculaştığı- kuyruğun oralarda birileriyle konuşuyor. Üç haftada nasıl bitirilirse bir kitap öyle bitirdim bu kitabı!

Öylesine

Resim
Fonda Farid Farjad döktürüyor yine. Uzaktan Dışkapı Hastanesi'nin sesleri. Buzdolabı ne kadar da gürültülü çalışıyor. Sanarsın alem-i cihanı soğutuyor. Hayatımda ilk defa Tuz Gölü'nün gördüm bugün. Bir yerlere yüksek lisansa başvurmalı, bir meşgale bulmalıyım kendime. Yoksa birisinin çıkıp da hayatıma anlam katacağını sanmıyorum. Disconnectus 'ta gördüm O Toroslar demiş, Benim için ise Sakarya Ovası'nın ardında bir merkezkaç kuvveti var. Beni çağırıyor!

Dwight Schrute

Resim
Tek kelimeyle terrific! My Name is Earl'de Randy ve Manyak Dükkan'da Rıfat'tan sonra yanlarımı ağrıtan bir karakter daha! Blogu bile var .