Blog Widget by LinkWithin

30 Nisan 2009 Perşembe

Variable!

***Lost S05E14 hakkında spoiler içerir***



*Desmond halt yesin, çok yaşa Miles!

*Daniel'in Charlotte ile buluştuğu sahne etkileyiciydi. Kızı da en aksanlısından seçmişler!

*Jack, Kate ve Daniel'in alarm çalıştırıldıktan sonra çiti kolayca geçebilmiş olması ve kodun çalışması Dharma'da bir Türk olması ihtimalini kuvvetlendiriyor. Alarm çalışınca o çit de kapanır! Olmadı Lost ekibi.

Read more...

Ayraç #8 & #9



Ermenistan'da bir Türkiyeli "vatan bildiği yerde vatandaş sayılmayan, vatanı sanılan yeri ise vatan sayamayan" Türkiyeli bir Ermeni'nin, "başka ermenilerin vatanı" Ermenistan'a yaptığı on günlük bir gezinin kendisinde bıraktığı derin izleri anlama ve paylaşma çabasının ürünü. Berberyan bir gezi kitabından çok, sindirilmesi epey zaman alan karmaşık duygulardan örülü bir "duygu kitabı" olarak tarif ediyor anlatısını.



Çanakkale Savaşları'nın kara ve deniz dışında az bilinen bir cephesi daha vardı: hava cephesi.

İtilaf Devletleri, savaşlar boyunca gözlem ve bombardıman için uçaklardan yararlanırken, Osmanlıların hava kuvveti yeterli karşılığı veremiyordu.

Müttefik Almanya, bu konuda destek için en başarılı uçucularından birini Çanakkale'ye gönderdi: Hans Joachim Buddecke.

Halkın "Şahin" lakabını uygun gördüğü Buddecke, lakabına yaraşır biçimde pek çok düşman uçağı düşürerek hava cephesindeki dengeleri değiştirdi.

İzmir'de görev yaptığı dönemde kaleme aldığı anılarında Buddecke, hem sivil ve askeri havacılığın emekleme dönemlerine, hem de Çanakkale Savaşları'nın gökyüzündeki cephesine bir ışık tutuyor.


Özellikle ilk kitapta can alan çok nokta var. Ermenistan'la ilişkilerin normalleşmeye başladığı döneme rastgeldi. Daha sonra bu kitap üzerinden bir iki alıntı yapayım şimdi elimde değil.

Read more...

26 Nisan 2009 Pazar

Sevdan bir Ateş...



Sevdan bir ateş oldu bende
Gönlüm bir deli coştu sende


kelimeler kifayetsiz...

Read more...

Dayı-Yeğen ilişkisi.



Ne şampiyonluk yarışı, ne de kıran kırana ligde kalma mücadelesi beni bugünkü Beşiktaş maçı için heyecanlandıran. 1985 yılında Abant kampında bir kalp rahatsızlığı sonrası ölen ve her sene Kuyubaşı'ndaki mezarı başında anılan Sinan Alaağaç'ın yeğeni Sinan Ören dayısından emanet aldığı kaleci kazağını yine 1982'deki gibi bir Beşiktaş maçında teslim alacak. "Bu forma bana dayımdan emanet" diyordun ya Sinan unutma bir başka çift göz de izleyecek seni uzak diyarlardan ve gurur duyacak ismini senin sırtındaki o formanda görünce!

Read more...

21 Nisan 2009 Salı

Şehir Rehberi#3 Köyümüze Geri Dönelim Amca



Hepimizin gitmeyip görmediği bir köyü yok mudur? Orada ve uzakta. Ne zaman döneceğiz peki?

Read more...

20 Nisan 2009 Pazartesi

Uyum



Forma ve bilgisayar arasındaki eşitleme işlemi tamamlandı!

Read more...

Dışkapı Postası#14

Dünkü hüsranla biten Gökçekistan macerasından sonra döndüğüm Eskişehir'den yazıyorum bu seferki Dışkapı Postası'nı. Bir elimde de kahvem.

*Benim görebildiğim kadarıyla pazar günleri ortaya çıkan gobitçi amcalar ve yazlık gölgelik şemsiyeleri. Gobitin içindeki çürük ve hatta morarmış yumurta da sokak lezzetlerinin namlılarındandır Ankara için. Ben hiç yemedim orası ayrı.

*Yerel seçim bitti ama yolda izde boy gösteren "Teşekkür" ilanlarından da görüleceği üzere iktidar partisinin adayları belirli bir kritere uyuyor gibi. 100 metreden tanıyabiliyorsunuz zat-ı muhteremleri. Hele bir de Keçiören'de soyadı bile Ak olan bir amca var ki evlere şenlik

*Havaalanında çalışmanın faydaları saymakla bitmez, Çubuğuuzun diye soyad gördüm.

*YHT'nin benim cüzi bütçeme göre aşırı fiyatları ve öğrenci olmamamın birleşmesi sonucu istemeye istemeye Eskişehir-Ankara arasını otobüslerle karayolundan gidip geliyorum. İyi yanı ise Sakarya Kışlası'nı geçtikten sonra uzaklarda bir karaltı oalrak görünmeye başlayan ve hep dönüp bakma isteği uyandıran Mehmetçik Anıtı'nı görebilmek oluyor. Bahar da geldi bir bisiklet kiralayıp Polatlı'ya bile gidebilirim. Gölgesinde resim çektirip 22 gün 22 gece süren Sakarya Meydan Savaşı'nı ve şehitleri anabilirim.



*Geçen gün indirdiğim Türkiye Karayolları Haritasını inceliyordum da farkettim ki Antalya Konya'nın tam güneyinde değilmiş. Ne büyük dram!

*Canımız tüpçümüz Erkan Goloğlu abimizin Fenerbahçe takım otobüsünün sıkıştırılması üzerine kaleminden dökülen incileri;

Bir diğer çözüm, geliştirilmiş güvenlik tedbirleridir. Devlet adamları bazen, birbirinin aynısı iki arabadan birinde olur, anlaşılıncaya kadar iş işten geçmiş olur. Perdeleri çekilmiş aynı otobüsten birinde dublörler olur, Volkan Ballı’ya kimse
dublör olmak istemeyeceğinden, Ballı’nın başkanlığındaki bu kafile önden çıkar. Arkadan da gerçek takım otobüsü.
Şu da düşünülebilir. Kafileyi taciz eden taraftara bir iki oyuncu feda edilebilir. Darıca’dan çıkıp TEM’e girer girmez baktın sağlı sollu sarılmışsın, açarsın kapıyı, sallarsın maçta sakatlanan oyuncuyu.
Doğal seleksiyona atıfla bu kritik süreçte Darwin’e sahip çıkılır, böylece. Kendisi
de bizzat bir cumhuriyet olan bu güzide camia, beklenen tavrı da koymuş olur.
Ya da maçtan önce hakeme esami listesi verildiği gibi, taraftara da, ‘atılacak oyuncu’ listesi verilir.
Ama kalkıp “Bunlar taraftar olamaz” gibi açıklama yapamazsın. Kendi yarattığın canavarı böyle bir çırpıda elinin tersiyle itmek, hoş mu yani?
Hayır, soruyorum, sadece.


*Ankara'ya karayoluyla gidiyorum diye hayıflanıyorum ama trenle giderken Yunus'u makinistin düdüğüyle anar, az ilerideki Nasreddin'i es geçerdik. Karayoluyla giderken eşeğine ters binmiş Nasreddin Hoca'yı görünce çok sevindim. Yolun hemen ardındaki köyüne de kırarım elbet direksiyonu bir gün arabam olursa.

*YHT'nin hızına ve farkına örnek. Biz otobüsle Polatlı'ya yeni girerken ve önümüzde 1 saatlik yol varken YHT Ankara Garı'na varmıştı bile. Benim acelem yok olan düşünsün.

*Dün otobüste aklıma gelen Orhan Veli şiiriyle bitireyim bu postayı da. Pazar akşamı olduğu için dün anlamlı geldi.

PAZAR AKŞAMLARI

Şimdi kılıksızım, fakat
borçlarımı ödedikten sonra
ihtimal bir kat da yeni esvabım olacak
ve ihtimal sen
yine beni sevmeyeceksin.
bununla beraber pazar akşamları
sizin mahalleden geçerken,
süslenmiş olarak,
zannediyor musun ki ben de sana
şimdiki kadar kıymet vereceğim
?


Orhan VELİ

Read more...

Gökçekistan Uğursuzluğu...




14.09.2008
Gençlerbirliği: 3-1: EsEs

09.10.2008
Ankaraspor: 2 - 0 : EsEs

07.02.2009
Hacettepe: 2 - 2 : EsEs

19.04.2009
Ankaragücü: 3 - 2 : EsEs

3 puanı bize çok gördün ya hayınsın Ankara! Dillere gelesin Ankara!

Read more...

18 Nisan 2009 Cumartesi

Ankara bize...





... deplasman mı sayılırmış?

Tarih: 19.04.2009

Yer: Ankara 19 Mayıs Stadyumu Saatli Kale Arkası Tribün(Misafir Takım)

Saat: 14:00

Hızlı Tren'le geldik, 3 puanla dönmek tek amacımız!

Read more...

17 Nisan 2009 Cuma

Dönüşünüz de böyle olsun!



Ve Eskişehirsporumuz demiryolu ve demiryolcunun kenti olmasının da vermiş olduğu misyonla Hızlı Tren ile Ankara'ya gitti. Biz de biletlerimizi almıştık gelmeden önce. Fotoğrafta görüldüğü üzere Safet Nadarevic'ten Gar Müdürü Süleyman Özer'e, Demiryol-İş Sendikası Şube Başkanı'ndan Emre Toraman'a kadar herkesin yüzü gülmekte. Dönüşünüz de böyle şen olsun!

Read more...

kes-kopyala-yapıştır'ın ötesi#7 Orhan Gazi Ertekin'den İsmail Güneş'in Hayatımızdaki Yeri

...Ve hatta Abdurrahman Dilipak “Bir garip ölmüş diyeler” başlığıyla yazı bile yazdı köşesinde Muhsin Yazıcıoğlu için. Ama İsmail Güneş’in bedeni yoktu hâlâ ortalarda. Anlaşılan o bir “garip” bile değildi. Çünkü, onun bedenini üç günden sonra değil beş günden sonra görebildi herkes. Hani Yunus’un deyişindeki gibi: “Bir garip ölmüş diyeler/ Üç günden sonra duyalar/ Soğuk su ile yuyalar.” Bu garip deyişi bile garibin elinden alınıp nüfuzlular, unvanlılar veya liderler için kullanıma sokulduysa garipler için elde ne kalmış olabilir ki?..

Evet. Ölümün toplumsal tarihi bir kez daha hükmünü icra ediyor. İsmail Güneş’in öyküsü bütün çıplaklığı ile bize bu adaletsiz, haksız ve vicdansız gerçeği gösteriyor. Ölümün insanları eşitleyen, herkesi, zengini ve yoksulu, güçlüyü ve güçsüzü, nüfuz sahibini ve zayıfı bir anda yan yana getiren o adaleti, toplumsal tarihimizde bir kez daha tuzu kurular lehine onarılarak yeniden inşa ediliyor. Güçlü, nüfuzlu ve unvanlılar her ölümün ardından kendi hikâyelerinin ne kadar önemli ve değerli olduğunu göstermek için çırpınıyorlar. İsmail Güneş’in eşinin Allah’tan dilediği mucize gazetelerde yayınlanan küçücük fotoğrafı kadar bile görülmüyor ve fark edilmiyor yukarılardaki muhitlerde. Muktedir olanlar ölümün üzerinde bile kendi gürültülerini hakim kılmaya, kendi davullarını çalmaya, kendi güç ve iktidarlarını, varlık ve zenginliklerini ölümle kıyaslamaya çağırıyorlar bizi.
Artık daha fazla söz gereksiz.


Radikal İki'den Beypazarı Adliyesi'nden hakim Orhan Gazi Ertekin'in İsmail Güneş'in ölümü üzerine yazdıkları. Daha fazla söz gereksiz.

Read more...

15 Nisan 2009 Çarşamba

Yakışır sana!




Hızlı Tren'in cuma günkü 15.10 seferiyle Ankaragücü deplasmanı için Ankara'ya gelecek Eskişehirsporumuz için Birinci Mevki vagonu kapatılmış yukarıdaki resimde görüldüğü üzere. Resmi sitenin yazdığına göre takımın YHT ve konaklama masraflarının Demiryol İş Sendikası tarafından karşılanacak olması da bir başka güzel gelişme.

Hızlı Tren Eskişehirsporludur!

Read more...

Bir sebebi var...





Tribünde bandomuz varsa,

O bandoyu Ankara'ya deplasmana getirip España yaptıysak,

Takımımız Ankara deplasmanına YHT ile gidiyorsa eğer,

Ankara ve İstanbul İnönü'yü yıkıp geçtiysek binlerce seyirciyle






Biz Eskişehirspor olarak farklıyız dememizin bir sebebi var!

Read more...

Sinan'a Saygı.



Google da olmasa saatli maarif takvimlerinin olmadığı şu garip dünyamızda her şeyi unutacağız. Günün anlam ve önemini daha iyi kavramak için şu adrese

Read more...

6 Nisan 2009 Pazartesi

Obama vs The Invincible



Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Obama’yla yaşadığı diyaloğu Vatan Gazetesi'ne şu sözlerle anlattı: “Protokol müdürü beni Obama’ya, ’Melih Gökçek, dördüncü dönem belediye başkanı seçildi. En son bir hafta önce seçimi kazandı’diye taktim etti. Obama da bunun üzerine ’4 kez seçilebilmek için çok başarılı olması lazım. Ayrıca kendisi çok genç görünüyor’karşılığını verdi. Ben de ’61 yaşında bir gencim’dedim. Obama da ’Gerçekten mi inanamıyorum. Bunun sırrını bize söylemelisiniz’ deyince ben ’Hanım çok iyi bakıyor ondan Sayın Başkan’ karşılığını verdim. O da tebessüm edip, omzuma dokundu.”


Vay anayın babayın kemiğine lan!

Read more...

5 Nisan 2009 Pazar

Futbol Ziyafeti



Ziyafete çok az kaldı. Keremeyle'de olmasa da bir yerlerde izleyeceğiz elbet. Tribündeki babamı ekranda görebilsem bari!

Read more...

Şehir Rehberi#2 Denizi Olmayan Şehir



Denizi olmayan şehrin gemi direklerinin olması ne de gariptir. Yanından geçen Dikmen ve Ayrancı dolmuşlarında işten çıkmış memurlar haftasonunun planlarını yapmaktadırlar.

Read more...

3 Nisan 2009 Cuma

Ayraç#7



Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar.

Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım. Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışardaki insanları izleyerek geçiriyordum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı. Bir gün onlardan biri haline geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. Ne yazık ki bundan kaçış yoktu. zaman acımasızdı ve ben hızla yaşlanıyordum.


Böylesi bir facia Alper Kamu'nun polisiye mizahi fantastik hikaye tadındaki macerası da bitmiş oldu. Bir ara da Gizli Ajans'a bakmak lazım. Ama sağ taraftan da görüleceği üzere öncesinde Ermenistan'a doğru çevireceğiz rotamızı.

Read more...

2 Nisan 2009 Perşembe

IR714



Evet başlıkta gördüğünüz ve Çarşamba-Pazar Ankara Tahran arasındaki uçuşun kodu Iranair 714, Oceanic 815 gibi bir etki yaratmıyor ama bugünkü 5-12 vardiyasından sonra çektiğim fotoğrafların güzelliğini görünce bu güzel ve sıcak bahar gününü hatırlamak için birşeyler karalamam gerekir diye düşündüm. Aşağıdaki diyalog da yolcular uçağa geçerken Ziggy ile orta yaşlı bir teyze arasında geçmekte. İngilizce aslından bizzat çevirdim

Ziggy: Pasaportunuzu da görmem gerek.

Lady : İşte burda (Sayfaların arasına sıkışan 20$'ı gören Ziggy coşar!)

Ziggy: Bribe for something?(Burası İngilizce kalmalı, birşey için rüşvet mi diye sordum evet)

Lady(şok içerisinde): Hayır, hayır!

Ziggy: Me joking. İyi uçuşlar( I yerine "Me" kullanma hastalığı da Kurabiye Canavarı'ndan kalma. Me want cookieeeees!)

Read more...

1 Nisan 2009 Çarşamba

Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz



Ankara'da havanın 25C'ye ulaştığı bu güzel bahar gününe denk gelen 1 Nisan'ın gerçek anlamı Fool's Day değil II. İnönü Zaferidir. Aşağıda yazılı 3 telgraf da bu zaferin iki büyük lider tarafından tarih sahnesine yazıldığı belgeleridir.

Efendiler, düşman çekilirken Batı Cephesi Komutanı ile 1 Nisan günü yapılan yazışmalar, o günün duygularını tespit eden belgelerdir. O duyguları yeniden canlandırmak için, müsaade buyurursanız, o günkü yazışmalardan bazı telgrafları olduğu gibi okuyacağım :

Metristepe,1.4.1921

Saat 18.30'da Metristepe'den gördüğüm durum :

Gündüzbey kuzeyinde sabahtan beri dayanan ve artçı olması muhtemel olan bir düşman müfrezesi, sağkanat grubunun taarruzu ile düzensiz olarak çekiliyor. Yakından takip ediliyor.Hamidiye yönünde karşılaşma ve faaliyet yok. Bozöyük yanıyor. Düşman, binlerce ölüsüyle doldurduğu savaş meydanını silâhlanmıza terk etmiştir.

Batı Cephesi Komutanı İsmet Ankara, l.4.l921




İnönü Savaş Meydanında Metristepe'de Batı Cephesi Komutanı ve Genel Kurmay Başkanı İsmet Paşa'ya;

Bütün dünya tarihinde, sizin İnönü Meydan Muharebeleri'nde üzerinize yûklendiğiniz görev kadar ağır bir görev yüklenmiş komutanlar pek azdır. Milletimizin istiklal ve varlığı, dahice idareniz altında görevlerini şerefle yapan komuta ve silah arkadaşlarınızın kalbine ve vatanseverliğine bûyük bir güvenle dayanıyordu. Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz.İstilâ altındaki talihsiz topraklarımızla birlikte bütün vatan, bugün en ücra koşelerine kadar zaferinizi kutluyor. Düşmanın istilâ hırsı, azminizin ve vatanseverliğinizin yalçın kayalarma başını çarparak paramparça oldu.
Adınızı tarihin şeref abidelerine yazan ve bütün millete size karşı sonsuz bir minnet ve şükran duygusu uyandıran büyük gazâ ve zaferinizi tebrik ederken,üstünde durduğunuz tepenin size binlerce düşman ölüleriyle dolu bir şeref meydanı seyrettirdiği kadar, milletimiz ve kendiniz için yükseliş parıltılarıyla dolu bir geleceğin ufkuna da baktığını ve hâkim olduğunu söylemek isterim.





Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Büyük Millet Mecilisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'ne;

Zulüm ve zorbalık dünyasının en zalimce hücumlarına karşı yalnız ve şaşkın kalan milletimizin maddî ve manevî bütün kabiliyet ve kuvvetlerini ruhundaki ateşle toplayan ve harekete getiren Büyük Millet Meclisi'nin Başkanı Mustafa Kemal Paşa!
Kahraman askerlerimiz ve subaylarımız adına, askerlerimizle avcı hatlarında omuz omuza vuruşan tümen ve kolordu komutanları adına takdir ve tebriklerinize büyük bir iftiharla teşekkürlerimi arz ederim.

Batı Cephesi Komutanı İsmet

Read more...

  © Blogger templates Psi by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP