Dışkapı Postası#14

Dünkü hüsranla biten Gökçekistan macerasından sonra döndüğüm Eskişehir'den yazıyorum bu seferki Dışkapı Postası'nı. Bir elimde de kahvem.

*Benim görebildiğim kadarıyla pazar günleri ortaya çıkan gobitçi amcalar ve yazlık gölgelik şemsiyeleri. Gobitin içindeki çürük ve hatta morarmış yumurta da sokak lezzetlerinin namlılarındandır Ankara için. Ben hiç yemedim orası ayrı.

*Yerel seçim bitti ama yolda izde boy gösteren "Teşekkür" ilanlarından da görüleceği üzere iktidar partisinin adayları belirli bir kritere uyuyor gibi. 100 metreden tanıyabiliyorsunuz zat-ı muhteremleri. Hele bir de Keçiören'de soyadı bile Ak olan bir amca var ki evlere şenlik

*Havaalanında çalışmanın faydaları saymakla bitmez, Çubuğuuzun diye soyad gördüm.

*YHT'nin benim cüzi bütçeme göre aşırı fiyatları ve öğrenci olmamamın birleşmesi sonucu istemeye istemeye Eskişehir-Ankara arasını otobüslerle karayolundan gidip geliyorum. İyi yanı ise Sakarya Kışlası'nı geçtikten sonra uzaklarda bir karaltı oalrak görünmeye başlayan ve hep dönüp bakma isteği uyandıran Mehmetçik Anıtı'nı görebilmek oluyor. Bahar da geldi bir bisiklet kiralayıp Polatlı'ya bile gidebilirim. Gölgesinde resim çektirip 22 gün 22 gece süren Sakarya Meydan Savaşı'nı ve şehitleri anabilirim.



*Geçen gün indirdiğim Türkiye Karayolları Haritasını inceliyordum da farkettim ki Antalya Konya'nın tam güneyinde değilmiş. Ne büyük dram!

*Canımız tüpçümüz Erkan Goloğlu abimizin Fenerbahçe takım otobüsünün sıkıştırılması üzerine kaleminden dökülen incileri;

Bir diğer çözüm, geliştirilmiş güvenlik tedbirleridir. Devlet adamları bazen, birbirinin aynısı iki arabadan birinde olur, anlaşılıncaya kadar iş işten geçmiş olur. Perdeleri çekilmiş aynı otobüsten birinde dublörler olur, Volkan Ballı’ya kimse
dublör olmak istemeyeceğinden, Ballı’nın başkanlığındaki bu kafile önden çıkar. Arkadan da gerçek takım otobüsü.
Şu da düşünülebilir. Kafileyi taciz eden taraftara bir iki oyuncu feda edilebilir. Darıca’dan çıkıp TEM’e girer girmez baktın sağlı sollu sarılmışsın, açarsın kapıyı, sallarsın maçta sakatlanan oyuncuyu.
Doğal seleksiyona atıfla bu kritik süreçte Darwin’e sahip çıkılır, böylece. Kendisi
de bizzat bir cumhuriyet olan bu güzide camia, beklenen tavrı da koymuş olur.
Ya da maçtan önce hakeme esami listesi verildiği gibi, taraftara da, ‘atılacak oyuncu’ listesi verilir.
Ama kalkıp “Bunlar taraftar olamaz” gibi açıklama yapamazsın. Kendi yarattığın canavarı böyle bir çırpıda elinin tersiyle itmek, hoş mu yani?
Hayır, soruyorum, sadece.


*Ankara'ya karayoluyla gidiyorum diye hayıflanıyorum ama trenle giderken Yunus'u makinistin düdüğüyle anar, az ilerideki Nasreddin'i es geçerdik. Karayoluyla giderken eşeğine ters binmiş Nasreddin Hoca'yı görünce çok sevindim. Yolun hemen ardındaki köyüne de kırarım elbet direksiyonu bir gün arabam olursa.

*YHT'nin hızına ve farkına örnek. Biz otobüsle Polatlı'ya yeni girerken ve önümüzde 1 saatlik yol varken YHT Ankara Garı'na varmıştı bile. Benim acelem yok olan düşünsün.

*Dün otobüste aklıma gelen Orhan Veli şiiriyle bitireyim bu postayı da. Pazar akşamı olduğu için dün anlamlı geldi.

PAZAR AKŞAMLARI

Şimdi kılıksızım, fakat
borçlarımı ödedikten sonra
ihtimal bir kat da yeni esvabım olacak
ve ihtimal sen
yine beni sevmeyeceksin.
bununla beraber pazar akşamları
sizin mahalleden geçerken,
süslenmiş olarak,
zannediyor musun ki ben de sana
şimdiki kadar kıymet vereceğim
?


Orhan VELİ

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dayı-Yeğen ilişkisi.

Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz

Şampiyonluk Sinan'a Ediz'lere...