Blog Widget by LinkWithin

31 Aralık 2009 Perşembe

Şehir Rehberi#19 Trabzon ve ILS



Twitter icat oldu olalı Dışkapı Postası yazamaz oldum ama 2009'u Şehir Rehberi ile bitirmeye karar verdim.

Check-in için kontuara oturduğumuzda isteklerle karşılaşmak kadar doğal birşey yoktur. Bebeğiyle acil çıkış koltuğuna oturmak isteyenler, 20 kiloluk el bagajını uçağa sokmak isteyenler ve doğal olarak cam kenarı veya koridorda oturmak isteyenler. Ama ne zaman varış yeri Trabzon oldu, insanlar hem sağ taraftan hem de cam kenarı yer ister oldular. Kerameti nedir sonradan çözdük. Trabzon Havalimanı'nın 11 pistine kurulu ILS sistemi yüzünden uçak her seferinde inerken şehir sağ tarafta kalıyormuş. Sıla özlemi ile yanıp tutuşanlar da şehri havadan görmek için sağdan yer isterlermiş. İsteyenin bir yüzü vermeyenin iki yüzü deyip isteklerini yerine getirmeye çalışırdık biz de. Sonra atlarını, bagajlarını alıp gittiler bu diyarlardan.

Hepinize mutlu ve sağlıklı yıllar.

Read more...

29 Aralık 2009 Salı

kkyö#10 Euro2016 ve Eskişehir



Böyle bir seri de yapıyordum ben vakti zamanında. Unutmayayım diye kes-kopyala-yapıştırın ötesi bazı bölümleri buraya aktarıyordum. Euro2016 adaylığı üzerine devam edegelen şehir tartışması üzerine eskisehirspor.com forumunudan atropin kullanıcı adlı arkadaş güzel bir benzetme yapmış. Bize susmak düşer.

Zamanında kaybettiğimiz bir Trabzon maçı sonrası, şahsın biri, "Eskişehir taraftarları üzülmesin, Eskişehirspor bizim rakibimiz değil" demişti.

2016 Avrupa şampiyonası aday şehirlerine Trabzon'un alınmaması ile ilgili olarak da şunu söylemek lazım: "Trabzonlular üzülmesin, 2016 Avrupa Şampiyonasına adaylıkta Trabzon Eskişehir'in rakibi değil."

Read more...

26 Aralık 2009 Cumartesi

Şehir Rehberi#18 Ankara Metrosu ve Kıyamet




Nasreddin Hoca demiş ya "Karım ölürse küçük kıyamet" diye

Ankara insanı da metroda trenden inen insana yol vermesini öğrensin ve ben bir kişiye çarpmadan ineyim o trenden, işte o zaman kopacak en büyük kızılca kıyamet!

Read more...

21 Aralık 2009 Pazartesi

Şehir Rehberi#17 Cebeci İnönü



Duydum ki skorbordun içinde yaşayan amca bizi terketmeye meylediyormuş.
O nostaljimizi de elimizden alıp elektronik skorbordu taktınız ya Cebeci İnönü'ye,
TFF'ye kına yollamak farz oldu artık!!!

Read more...

Futbol Dilencisi'nin Haftasonu Notları#8

En sonuncusunu 25Ekim'de yazdığım haftasonu futbol notlarının 8. sayısı ile buradayım. Şehre hala kış adamakıllı gelmedi ve kar yağmadı. Bunu da not düşelim.

*Futbola cuma akşamından çok hızlı bir giriş yapmıştık memleket olarak. Çok sulu ve timsah, bataklık benzetmeli İnönü meydan muharebesinden Bursaspor galip çıktı. Böylesi tempolu ve zevkli maçlar bizde de yaşanıyorken niye bu kadar Avrupa'ya öykünme hastasıyız çözemedim gitti. İki akşam önce Beşiktaş-Bursaspor ve Galatasaray-Gençlerbirliği maçlarını izleyen bir futbolseverin bu ligden de memnun olması gerekir ama eğer serde öykünmeci bir yapı varsa orasını bilemem.

*Cumartesi Youla Eskişehir'de golleri kaçırdıkça biz bilgisayar başında kahroluyorduk. Sonrasında daha fazla evde duramadım ve maça yarım saat kala Ankaragücü-Sivasspor maçına gitmeye karar verdim. Minibüs deplasman tarafının olduğu Kazım Karabekir caddesinden geçtiği için de maçı Sivasspor taraftarıyla izlemeye karar verdim. Kış güneşinin ucundan kendisini maraton tribünü için gösterdiği böylesi soğuk bir havada bir maça gitmek için sağlam bir deli cesareti gerek. Evde radyo televizyon başında veya bir kafede sıcak birşeyler içerek taraf olmadığınız bir maçı izleyebilirsiniz ama eğer iş Ankara ayazında stadyuma gitmeye kadar varmışsa futbola başka bir sevgiyle bağlanmışsınız demektir. Futbol tribünde yaşanır, bilgisayar başında değil!



*Yenikent Asaş'tan kalma bir Ankaraspor adetinin Ankaragücü'nde de devam ettirildiğini görüyorsunuz yukarıdaki resimde. Gereksiz hareketler. Hele bir "Türkiye'nin gücü Ankaragücü" sloganı çıkarılmış ki bulan zekayı tebrik etmek gerek.

*Cuma günü ve dün kafede izlerken de bizzat tecrübe etmiştim ki sigara yasağı vız gelmiş, dizlerini kıçına vura vura kaçmış. İşletmelere verilen 5.000TL'ye kadar olan cezyı sallayan hiçbir kafe sahibi yok anlaşılan. İşin daha da garibi bu sigara yasağının stadyumda sıkı sıkıya takip edilmesiydi. Belki de deplasman tribünü "bunlar gurbete gelmiş adamlar" diye hor görmüş olabilirler bilmiyorum. Ciddi anlamda bir takip vardı polisler tarafından. Öyle ki lise yıllarına döndüm. Lise erkek tuvaletini bizzat girdiğim erkekler tuvaletinde yaşadım. Her tenefüs bir tabur adam koridorun sonundaki tuvalete doluşur kendi deyimleriyle "ciğerlerine bayram ettirirlerdi". Aynısını deplasman tribünün tuvaletinde sigara içmeye çalışanlar sayesinde yaşamış oldum, müteşekkirim.



*19 Mayıs'ın misafir tribünden Ankara manzarası. Eski adıyla Stad Otel(şimdinin Radisson SAS oteli) hemen yanında Merkez Bankası ve sağ tarafta her ne kadar gözükmese de Etnografya Müzesi.

*Stadyumda bile Ugg gördüysem söylenecek söz kalmamıştır.

*Maçın not düşülecek ayrıntısına gelirsek, Sivasspor erken gelen iki golle maça çok hızlı başladı. Önce kornerden gelen topla arka direkte buluşan eski Güçlü Sedat takımını öne geçirdi. Sonra Baki'nin hatasında İbrahim Şahin farkı ikiye çıkarıp içinde bulunduğum Sivas tribününü bayram yerine çevirdi. İkinci yarıda oyuna giren Metin Akan ve Mehmet Çakır Ankaragücü'ne belirli bir ofansif zenginlik kazandırdılar ve Metin Akan ikincisini 88'de bulduğu gollerle takımına bir puanı getirmek üzereydi. Sivas tribününde yaşanan hayalkırıklığını az çok tahmin edebilirsiniz. Ta ki Baki Mercimek bunu Sivas seyircisine reva görmeyip santra sonrasında topu kafayla kendi kalesine gönderene kadar. 2 dakika kadar süren üzüntü yerini çılgın bir sevince bırakıyordu deplasman tribününde.



*Yine bir deplasman tribünü manzarası. Gördüğünüz lenduha Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin hizmet binası. Burada güzel bir manzaradan bahsedemeyiz elbet.

*Bir amcanın "Neyse ki 3. golü bulduk yoksa o kadar yolu geri gitmezdi bu donmuş ayaklar" demesi durumu net özetliyordu. Hele bir de maç sonunda Sivas'tan gelen tayfanın birden "Sivas'ın yollarına" türküsünü söylemeye başlaması beni benden alsı desem yeridir. Böylesi zevkli bir maç ve ardından gelen böylesi bir türkü içimi ısıtmaya yetti. Hiçbir Premier Lig maçı insana o tadı yaşatamaz. Böylesine de net konuşuyorum!

Bitirişi de sabahtan beri sanırım 100 kez dinlediğim Alyuvar'dan Çamdan Sakız Akıyor ile yapalım.

Read more...

10 Aralık 2009 Perşembe

BEKO



Bir Boeing 737-500. Pegasus'un TC-AAD tescilli uçağı. Boyamasına sonra geleceğiz. Günümüz havacılık sektörü ve onun uçaklar, biniş kartları, koltuk arkalıkları, körük sistemi dahil bütün mecraları reklamların işgali altında. Sonuçta bu uçağın geçtiği ve geçeceği bütün meydanlardaki yolcu sayıları da muazzam rakamlar.

Ve bu sabah duyduğum şehir efsanesi tadında bir yolcunun söyledikleri. Bundan önce çok sorular duydum, neler işittim ama bu gerçek anlamda bir efsane. Körüğe yanaşan uçağın üzerindeki BEKO'yu gören zat-ı muhterem yapıştırmış soruyu;

BEKO uçak da mı yapıyor?!!!

Ben de aşağıdaki resmi görünce başka bir soruyorum.

Gazete bugünün mü evlat?!!!


Read more...

6 Aralık 2009 Pazar

Ivesa

video

Videonun 38. saniyesindeki Ivesa ve Nadarevic ikilisinin yeni gelin ve damat gibi oyununa dikkat. Bu takımı ve bu şehri böylesi seviyorsak bir sebebi var be güzel kardeşim.

Şampiyon fener
En büyük fener
Gözünüz şehir, takım, dayanışma görsün azizeler!

Read more...

Sözün bittiği yer



Beklenen ve Cidde’den hacı taşıdığı için geciktiği söylenen uçağın alana inmesi bir sevinç kıvılcımı ateşlese de, uçağa girmeden hemen önce ve sonrası yaşanan karmaşa yüzünden kısa zamanda söndü.

İsveçli personelin, o bendini aşma moduna girmiş yolcuyu, oturdukları koltuk numaralarına göre “A” ve “B” diye gruplara ayırarak içeri almak konusundaki cansiperane çabaları durumu karmaşıklaştırdı.


Yazının tamamı Ferai Tınç'ın köşesinde okunabilir.

Benim lafı getirmek istediğim nokta ise azıcık mürekkep yutmuş ve bir gazetede köşe işgal eden birisinin bile uçağa yolcu alımını(boarding) hızlandıracak ve gecikmeyi daha da körüklememek için yapılan A ve B gruplarını anlayamamış olması ve buna karışıklık demesi. Bu karışıklık değil düzendir ve körük sisteminin kullanıldığı bütün uçuşlarda kullanılması zaman kaybını önlemek adına önemlidir. Sadece otobüsten uçağa evrilişini tamamlayamamış TÜRK yolcularda görülen bu gruplandırma sistemini "olayları karmaşıklaştırma" olarak gören o zihniyet gazete köşelerini işgal eden kadılara da sirayet ettiyse biz yer çalışanları için söz bitmiştir. Birisi kasedi başa sarsın, Nokta.!

İsveçli yer hizmetleri personeline de en derin sevgi saygılarımı gönderiyorum. Böyle böyle evrilecek bu yolcular. Alışacaklar el bagajının elde taşınıp ayakla sürüklenmeyeceğine, acil cıkış koltuklarının bebekli aileler rahat etsin diye geniş olarak tasarlanmadığına. Otobüs ve trenden uçağa çok hızlı bir geçiş yapıyoruz, kusurumuza bakmayın. Ciao!

Read more...

O savaş...



Gecenin özetini geçen şu üstteki resimdir ama işe gelip de beleş imkanlardan internete girince bir blog üzerinden antu.com'a yönlendim. Farem kırılaydı. Neymiş, herkes haddini bilecekmiş de bu hakemlerle lig bitmezmiş de. Güldüren kısım ise dalga geçer gibi en üste konulmuş.

"İsyan bayrağı Eskişehir'de açıldı"

Eskişehir'de açılan savaş düşman askerinin Porsuk'a dökülmesiyle biter arkadaş! Gidin savaşınızı İstanbul'da başlatın!

Read more...

  © Blogger templates Psi by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP