Blog Widget by LinkWithin

29 Haziran 2009 Pazartesi

İlber Hoca ve İstanbul


Dünkü Milliyet Pazar ekinde İlber Ortaylı ile havadan yapılan bir İstanbul turu ve İlber Ortaylı'dan esintiler vardı. Son tespitiyle çok acı bir tespitte bulunmuş aslında.

Mesela Boğaz'ı sevmek "İstanbul sevgisi" olabilir mi?
Ne Boğaz'ı sevmesi, o rakıyı seviyor. Boğaz dediğin ayrı bir uygarlık. Rakıyla balığı kadın ninem de sever ama Boğaz demek o değil ki. Ya da yol boyunca araba çekip mangal mı yapmak Boğaz sevmek? Boğaz başka bir medeniyet. Acaba bir sokağını merak edip girip yürümüş mü, binalarını merak etmiş mi, bir taşına dokunmuş mu, açıp okumuş mu, tarihini araştırmış mı... Onun derdi ya Boğaz'da rakı içmek, ya mangal yapmak ya da buradan para kazanmak.

-Tabii bıraksan Topkapı'nın yanına bile gökdelen diker bunlar.

Bir tepe nasıl böyle oyulabilir sizce?
Mendeburluklarını tatbik etmedikleri bir kilometrekare dahi yok da ondan.

Bu geziden aklınızda en çok ne kalacak?
Ne Süleymaniye ne Topkapı... İstanbul'un asıl meselesi ormanlarının içine girilmesi, çarpık yapılaşma ve görgüsüz burjuvazi. Gökyüzünden rezalet çok daha iyi göründü. İstanbul böyle giderse gerçekten biter. Ve biz İstanbul'u alan değil, İstanbul'u bitiren millet olarak tarihe geçeriz.

Read more...

27 Haziran 2009 Cumartesi

Şehir Rehberi#11 Sahip!





Kişisel günlüğümün yıldönümünü bilemesem de Blogger sağolsun yazacağım taslak halindeki "Bir jiletten hatıra kalanlar" ile birlikte bu 200. yazım. Ne 200'ler ne iki yüzlüler göreceğim elbet gün geçtikçe! Kelime oyununa gel hanıııım!

Şehir Rehberi'ne denk gelen bu 200. yazı şurada bahsettiğim Prenses'in bir benzeri Aydınlıkevler Kavşağı'ndaki trafiği düzenleyen amcaya adandı. Yolunuz Aydınlıkevler üzerinden bir yerlere veya Esenboğa'ya düşerse gözünüz arayacak onu kavşağın içinde. Eskiden beyaz bir trafik polisi şapkası vardı, şimdi daha başka bir kasket geçirmiş kafasına. Geçerken benin yerime de bozukluk bir şeyler verin.

Onu başkası yazmış mıdır diye Gugıl'da ararken "aydınlıkevler kavşağındaki deli" yazmamı da hoş gör(s)ün. Onlar deli değil bilakis şehirlerin ve mekanların sahipleridir. Her daim Ankara Garı'na gittiğimde Prenses orda mı diye baktığım gibi ne zaman Esenboğa'ya düşse yolum o amcaya bakarım ben!

Deli değil sahip!

Read more...

26 Haziran 2009 Cuma

Rıfat'tan İnciler#2

video

İzzet abinin videonun başında bahsettiği U-Bahn Berlin Metrosu. İnciler halinde inceleyeceğimiz Rıfat ise gönüllü security elemanı.

Rıfat'a can veren isim ise Cem Sultan Ungan.

Read more...

24 Haziran 2009 Çarşamba

Batu-Youla-Ümit



Eğer Batuhan Karadeniz için de kulübü ile anlaşma sağlanabilirse bu üçlü ile EsEsimizin ileri hattı seneye çok takımın canını yakacaktır.

Ayrıca benim hayatımda gördüğüm en güzel gollerden birisi de Ümit'in İzmir Atatürk Stadı'nda yarım voleyle attığı ve jeneriklerde sıklıkla kullanılan golüdür.

Darısı o siyah-kırmızı forma ile Eskişehir'de! video

Read more...

Ayraç#10



... İlerideki çek-in kuyruğunun gittikçe büyüdüğü ve çartır yolculaştığı -dikdörtgen bavulların yerini çuvalların, bohçaların yer değiştirdiği, kimi zaman altın dişli, kimi zaman uzun mantolu kadınların ve sakallı erkeklerin katmerlendiği ve giderek çoğullaştığı ve o anlamda çartır yolculaştığı- kuyruğun oralarda birileriyle konuşuyor.

Üç haftada nasıl bitirilirse bir kitap öyle bitirdim bu kitabı!

Read more...

Öylesine


Fonda Farid Farjad döktürüyor yine.

Uzaktan Dışkapı Hastanesi'nin sesleri.

Buzdolabı ne kadar da gürültülü çalışıyor. Sanarsın alem-i cihanı soğutuyor.

Hayatımda ilk defa Tuz Gölü'nün gördüm bugün.

Bir yerlere yüksek lisansa başvurmalı, bir meşgale bulmalıyım kendime.

Yoksa birisinin çıkıp da hayatıma anlam katacağını sanmıyorum.

Disconnectus'ta gördüm O Toroslar demiş,

Benim için ise Sakarya Ovası'nın ardında bir merkezkaç kuvveti var.

Beni çağırıyor!

Read more...

22 Haziran 2009 Pazartesi

Dwight Schrute



Tek kelimeyle terrific! My Name is Earl'de Randy ve Manyak Dükkan'da Rıfat'tan sonra yanlarımı ağrıtan bir karakter daha!

Blogu bile var.

Read more...

18 Haziran 2009 Perşembe

Rıfat'tan İnciler#1

video

Rıfat'tan inciler!

Read more...

Şehir Rehberi#10 Çatısı akan terminal



Şu linkte uzun uzun bahsettiğimiz Esenboğa'nın Avrupa'nın 5-10 milyon yolcu kapasiteli havalimanları arasında en iyisi seçilmesi sonrasında aklıma geldi yukarıdaki resmi paylaşmak.

Avrupa'da kategorisinin en iyisi olup da çatısı akan ve bu yerlere saksılarla çiçek koyan başka terminal var mıdır?

Read more...

Prosör!




ESES’i ikinci tura ve aynı zamanda tarihe geçirecek olan mucize gol, İlhan’ın ortasıyla yine Fethi’den, bu
sefer kafayla, 89. dakikada geliyor... Kaptanın kafayla attığı nadir gollerden en akıl dolu olanı bu gol. Kafalara
çıkmayan, kafa golü atmada başarılı olamayan Fethi, kendisine takılanlara, üniversite tahsiline gönderme yaparak “O
kafa bize lazım” dermiş. En lazım olduğu dakikada Sevilla’yı Porsuk’un serin sularına gömen bu kafa golü oluyor.


Yine Bülent abinin paylaşmış olduğu Mete Altıntaş tarafından hazırlanan Sevilla Belgeseli'nden Fethi Heper'in atmış olduğu 3. golün ayrıntısına dair bir alıntı. O gol ile Eskişehirspor 78. dakikada 1-0 yenik duruma düştüğü maçı 3-1 kazanmış ve adını ikinci tura yazdırmıştır.

Başka hangi takımın tarihinde gol kralı olmuş gerçek bir prosörü var?


Sağolsun Mert abi uyardı ama yazının başlığı Emrah Ablak'ın Tübitak çizgi serisindeki temizlikçi Bayram Efendi kaynaklı :)

Read more...

17 Haziran 2009 Çarşamba

Rıfat



Salı akşamlarımın vazgeçilmezi olan Manyak Dükkan'ın gönüllü U-bahn Security elemanı Rıfat, gerçek adı ile Cem Sultan Ungan.

Hemi de Eskişehirli çıktı benim toprağım!

Read more...

16 Haziran 2009 Salı

Dil Yaresi



Her türlü yazı türünü bir şekilde kendime uygulayıp da Hakkı Devrim'in Dil Yãresi'ni mi kusur bırakacaktım? Bir de Orhan Gencebay'ın Dil Yarası şarkısı var ama NTV Yuva belgeselinin reklamında "Batsın bu Dünya" çaldığından beri Orhan Gencebay dinleyemiyorum. Nasıl bir akıldır yareppim o Yuva belgeseli için arka planda Müslüm Baba'nın Haydar Haydar'ı!(dinliyorum esince evet!) "Kah çıkarım gökyüzüüüüüneeee seyreder aleeeem beni..." Arada bildiğimiz o NTV kalıbından çıkınca iyi oluyor. Belgeseli daha izleyemedim o ayrı mesele.

Nerelere geldim yine? Yukarıdaki fotoğrafın son günlerdeki kaynayan Ankara ile ilgisi yok. Obama geldiği gün bile söyleyeceğim vardı bugün gördüklerimden sonra yine yazasım geldi. Yukarıdaki resimde gördüğünüz hakili, beyazlı ve mavili rütbeli adamların! simültane tercüme için kullanılan kulaklığı yok! Adamlar çağı takip ediyorlar. Konuşan Amerikan Başkanı değil İngilizce'nin tozunu attıran Feriştah bile olsa simültane tercümeye ihtiyaç duymuyorlar. Vekil ve hükümet sıralarında ise Van Münitçüler ve taifesi ise simültane tercümeye muhtaç!

Aynı şekilde bugün gitmiş olduğum pasaport eğitiminde "uluslararası havalimanı"nda çalışan pasaport polislerinin bir gram İngilizceleri yok. Yolcunun derdine çözüm bulmayı bırak, ne amaçla ülkeye geldiğini sormaktan acizler. Demek ki neymiş iş havalimanının girişine uluslararası yazmakla bitmiyormuş! Demek ki iş Taksim'i işçiye kapatmakla bitmiyormuş! Sürerler adamı öyle Osmaniye ellerine.

Ondan sonra gelsin Van münitler, gitsin topraklar. Dert mi?

Read more...

Yusuf orti




gecenin bir yarısı DVD'sini edinmeden izlemeyeceğine söz verdiğin Sonbahar'a rastgelmek...

son kısmını müziğin o vurucu etkisiyle izlemek...

bir to-do-list'im olacak kadar dolu ve hedefleri olan birisi değilim ama bir gün Hopa'ya gitmeliyim ve durmalıyım öyle yukarıdaki mendirekte Karadeniz'e doğru!

Read more...

15 Haziran 2009 Pazartesi

Hay vuvuzelana!



Romanların kapı gıcırtısına oynadığı gibi biz de televizyonda olsun, sokakta olsun futbol gördük mü dayanamıyoruz. Ama bu Konfederasyon Kupası'nın ve 2010 Dünya Kupası'nın evsahibi Güney Afrikalıların bu geleneksel futbol eğlencesi Vuvuzela harbiden kafa bırakmıyor! Amerika-İtalya maçında bu işkenceye daha fazla dayanamadım kapattım. Belki İtalya-Brezilya maçını izlerim. Şimdiyse oooh gelsin Beyaz Yalan, gitsin Çoban Yıldızı. Kırarım vuvuzelanızı!

Read more...

12 Haziran 2009 Cuma

Taksim Meydanı öksüz!



Linkteki haberden de göreceğiniz üzere 1 Mayısların vazgeçilmez Taksim savaşçısı Celalettin Cerrah Osmaniye'ye vali olarak atanmış. Gözünaydın İstanbul!

Arada yaz canım, özletme kendini. Öptüm, byes!

Read more...

11 Haziran 2009 Perşembe

Şehir Rehberi#9 Gardaki değişim







Ankara Garı'nın geçirmiş olduğu değişimin hikayesi... Sonuncu 30Mayıs'taki aylak gezintiden kalma ve peronda görülen tren ise Çukurova Mavi Treni.

Read more...

9 Haziran 2009 Salı

Cyprus Turkish!



Cyprus(is)Turkish.

Bir uçağın güne Kıbrıs'tan başlayıp Türkiye'deki 4 büyük havalimanı dahil olmak üzere çoğunlukla İngiltere'deki meydanlara yapacağı uçuşları ve o meydanlardaki yolcu kapasitesini hayal etmeye çalışın. Binlerle ifade edilemeycek bir rakam ve filonuzdaki altı uçağın her gün bu meydanlarda boy göstermesi. Gövdeleri ne güne duruyor değil mi? İşte bu yüzden başlıkta ve yukarıda kullandığım devrik cümle veya Kıbrıs Türk Hava Yolları'nın uçak gövdelerindeki boyamalardaki kısaltma Cyprus Turkish çok önemli. Devrik cümle dediysem de boşuna değil. Bu "is" fiili eksik cümle her ne kadar Cyprus Turkish Airlines'ın kısaltması gibi gözükse de içten içe gittiği meydanlarda gördüğü binlerce yolcuya mesaj vermekte.

CyprusTurkish.

Read more...

8 Haziran 2009 Pazartesi

Bir umut




Bünyesinde bir okutman olabilmek umuduyla yollarına düşeceğim bu sabah ODTÜ'nün. Başkalarının metroda veya otobüste meşhur "pazartesi sendromunu" atlatmaya çalıştığı saatlerde kendime karın ağrısı bulmak ve uzun zamandır birbirinden pek de farkı kalmayan pazartesi günlerimi sendromlu, cuma günlerimi ise keyifli yapmak için Ankara'ya, İzmir'e, Kayseri'ye ve elbet İstanbul'a evraklarımı göndereceğim Recep İvedik tarzı bir söylemle "Beni seç" diye. Ve aklıma gelecek o şiir;

PAZAR AKŞAMLARI
Şimdi kılıksızım, fakat
borçlarımı ödedikten sonra
ihtimal bir kat da yeni esvabım olacak
ve ihtimal sen
yine beni sevmeyeceksin.
bununla beraber pazar akşamları
sizin mahalleden geçerken,
süslenmiş olarak,
zannediyor musun ki ben de sana
şimdiki kadar kıymet vereceğim ?


Orhan VELİ

Read more...

6 Haziran 2009 Cumartesi

Anket#3





Gereksiz insanın hayata dair gereksiz ayrıntıları... Sizce hangisi?

Read more...

Nasıl büyük olunmaz?





Sevgili Müjdat Ertürk'ün(banner) çok güzel bir anısı vardır. Kendisinin Yüksekova'da görev yaptığı zamanlar ona Yüksekova halkı tarafından anlatılmış. Yüksekova halkı ilçelerinin bir futbol takımı kurulması için seferber oluyorlar. Takım oluşturuluyor ancak maddi imkansızlıklar yüzünden takımın forma, şort ve tozluk gibi ihtiyaçları karşılanamıyor. Bunlar da oturup Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'a yazıyorlar. Cevap gelmiyor. Diyorlar ki bir de Eskişehirspor'a yazalım. 15 gün sonra kırmızı-siyah forma, şort,tozluk ile futbol topları geliyor. O gün bugündür Yüksekova'nın renkleri kırmızı siyah oluyor.


Şu linkten aldığım bu yazı bana geçtiğimiz günlerde büyüklük üzerine yapılan tartışmayı hatırlattı.

Büyüklük yeni kurulmuş bir ilçe takımına renklerini vermektir!

Sizin olsun Rijkaardlar, Baroslar, Topuzlar, Aragonesler.
İngiliz gibi bitirmedikten sonra Türk gibi başlamanın neye kıymeti var?

Read more...

10 lira!



Gün gelip de üzerinde Piri Reis haritası olan bu eski 10 lirayı özleyeceğim aklıma gelmezdi. 10 Lira üzerine gece gece aklıma gelen güzellemeleri yapayım da günün kapanışını güzel yapmış olalım.

*Bu 10 Lira muhabbeti az önce bir arkadaşın bir başkasının tezi için kullanacağı kaynağın çevirisi için sayfa başı çeviri ücreti için kullandığı birimdi. Ben tabi piyasayı da bilmediğim için düz hesap 6 Liradan açtım kapıyı ama o 10 Lirada ısrar etti. 10 sayfası 100 lira! 8'e yapacakmışım gibi geliyor. Hem de Matematik!

*O 10 lira ile eğer erken rezervasyon yaparsanız Hızlı Tren ile 1.5 saatte Eskişehir'e gidebilirsiniz.

*Hazır gitmişken bir arkadaşınızı da arayın. Biraver 10 Lira olacaktı. Sokağın sonu İzmir Körfezi'ne değilse de Porsuk Çayı'na çıkacaktır. Daha önce yazmıştım, Porsuk Eskişehirli için her türlü akan veya durağan su birikintisinden daha kıymetlidir.

*10 Lira ile bir esnaf lokantasında çok kral yemek yer, yer kaldıysa üzerine tatlı bile yiyebilirsiniz. Babam gençliğinde ve emekli olduktan sonra bir esnaf lokantasında çalıştığı için kirli ve bir tabak çorbayla bir ekmeğin yendiği, aza kanaat edenin yarına kar ettiği bu tür amme hizmeti gören yerlere karşı en derin saygım var. Ankara'da şöyle harbiden bir esnaf lokantası var mı bilmiyorum ama Eskişehir'in esnaf lokantaları Yıldız civarındadır. Hikmet abi az kanarya ver!

*Heh Barış Abi, Gesi Bağları girdin çok iyi oldu şimdi. Bu güzelleme burada biter...

Read more...

5 Haziran 2009 Cuma

Reva mı lan HAVAŞ?!



Kahretsin ki ayın 7'si hafta tatili olan pazar gününe gelmiş. Maaşı haftanın son çalışma günü cuma günü yatırın. Çıkıp şu kadar kar açıkladık, şu kadar ciro arttırdık diyene kadar çalışanını biraz düşün be Sani biraderim. Şu çektirdiğin işkence reva mı lan HAVAŞ?!

Sonraden gelen düzeltme: Ayın 6'sı olduğu gibi yatırdılar. Benim çemkirmem boşaymış. Bülent abinin dediği anarşist ruh bizde ne gezer? :)

Read more...

Şehir Rehberi#8 Yaz Yağmuru



Uzaktan ışıkları gözüken şehre yaklaşırken tren, kapalı devre sistemdeki müzik sisteminde yol boyu düzgün çalışmayan Yavuz Bingöl CD'sinin "Mavi yazma" türküsüyle birlikte aşka gelmesi ve hiç bozulmaması. Şehir de bu hüzne yağmurla eşlik etmektedir ve birileri isteyerek veya istmeyerek şehre geri dönmüşlerdir. Gözlerinde de yağmurlarla...

Bir tren sesi duymaya göreyim,
Bir de güzel türkü çalıyorsa fonda,
İki gözüm,
İki çeşme.

Orhan Veli

Read more...

  © Blogger templates Psi by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP