Dışkapı Postası#12

En son Dışkapı Notları'nı 11. baskısıyla Kasım ayında yazmışım. Serkan Yılmaz'ın Penguen'de zevkle takip ettiğim köşesi Dudullu Postası'ndan aparma yeni ismiyle bundan sonra Dışkapı Postası olarak daha sık olması temennimizle.

*Tunceli'de suyu olmayan mezraya çamaşır makinesi dağıtılmış ya en sosyalinden bundan gayrı Aziz Nesin'e gönderme yapmak yasaklansın. Bitmiyor ki memlekette Aziz Nesin hikayesi türünden haber.

*Yaklaşık 5 senedir Ankara'da yaşamama rağmen hiç boza içememiştim, ya da daha doğru deyişle boza içilecek yer nerededir bilmiyordum. Eskişehir'de Karakedi Bozacısı gibi bir mekanı her çarşıya çıkışımda ziyaret ettiğim için bozanın yeri müstesnadır. Dün Selanik Caddesi'ndeki Akman'ı biraz gecikmeli de olsa keşfettim. Bundan sonra Kızılay'daki uğrak yerimdir.



*Boza'nın üzerinde leblebi? Tarçın iyiydi sanki :/

*23 yıl sonra tekrar sahnelenen Hüzzam için Akün'deydim dün akşam. İlk sahnelenmeye başladığında 12 sene boyunca tam 503 kez sahnelenmiş bir oyun Hüzzam. Maral Üner zamana ayak uyduramayan eski bir İstanbul hanımefendisi Mahpeyker'in hüzün dolu hikayesini oynadı ve baktım ki salonda yarısı sanki onu 20 sene öncesinde izlemiş ve tekrar görmeye gelen görece daha yaşlı bir seyirci kitlesi vardı. Tek kişilik bir tiyatro oyununu 20 sene sonra yine aynı oyuncudan izlemek değişik bir tecrübe olsa gerek.

*Dün gazetede gördüm Banvit sarı tabaktan yeşil tabağa geçiyormuş. Takip edeni varsa daha kolay bulabilir artık bu iyiliğimden sonra.

*Futbol bu kadar endüstrileşmemişken ve dünya böylesine kirlenmemişken forma numaraları 11'e kadardı. "İki 7 numaranın nefes kesen mücadelesi" türünden radyo spikeri tanımlamaları duyardık. Şimdi sahada belki de 22 ayrı numara var ve sadece İvankov penaltı atıyorken(2008 Fortis Kupası Finali-ki orda da karşısında 22 forma numarasıyla Periç varmış )karşısında 1 numaralı forma taşıyan kaleci varsa "İki 1 numaranın nefes kesen mücadelesi"ne tanık olabiliyoruz.



*Taksiden iner inmez deniz kokan Haydarpaşa Garı ve onun peronları. Daha önce Ankara Garı için demiştim hayvanseverdir diye, şu resimdeki köpeği görünce baktım ki Haydarpaşa da öyleymiş. Benim göremediğim ön cephesinde de martılar var mıdır ki?

*Gecenin bir yarısı geçtiğim Eskişehir Garı'nda hızlı tren için hummalı bir çalışma vardı. Canım kubbeyi yıkmasalar bari o hızla! Hızlı trene isim koymak için yapılan ankette de Yıldırım ve Turkuaz öne çıkmış ve öneriler Bakan Yıldırım'a sunulmuş. "Televizyon üzeri dantel işleme" benzetmesi yapmıştı Eskişehirspor forumunda birisi bu bize ait olmayan teknolojiye isim koyma işlemi için. Yerinde bir tespit! Bence Yıldırım olsun, haber de şöyle: "Bakan Yıldırım, Yıldırım'la yıldırım hızında Eskişehir'e gitti"

*Şahsım için sinemalar ikiye ayrılır. Kızılay Büyülü Fener ve diğerleri. Büyülü değilse izlemem abi.

*Kapanışı da woundheir'in aklıma getirdiği THY reklamına gönderme yaparak bitireyim. Hintlisi, İngilizi ekipleriyle kiraladıkları uçaklarda 8 tane first class koltuk var diye başladıkları hizmet üzerine Star temalı reklam çektiler. Antalya'da uçak içerisinde olay çıkardığı için polis nezaretinde uçaktan indirilen yolcunun uçuştan sonra evinin önünde pilotu dövdüğü ülkede yaşıyoruz. Aziz Nesin'e gönderme yapmadan duramıyoruz ki! Sizce bu yolcunun öykündüğü star Bruce Lee falan mıydı? Ki aynı yolcu THY'nin ortağı olduğu aynı şirketin (Sunexpress) ertesi günkü uçağıyla seyahat etti. "Kara Liste" nedir bilmez misiniz efendiler? Millet olarak adabıyla uçmayı öğrendik mi de kendimizi star gibi hissedeceğiz? Bu gibi cevaplanması gereken birçok soru varken tutup da emekleme seviyesinde havayolu kullanan insanımıza "Star gibi hissedeceksin" mesajlı reklamlar ancak bizim gibi züğürdün klavyesini yoruyor işte!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dayı-Yeğen ilişkisi.

Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz

Şampiyonluk Sinan'a Ediz'lere...