Blog Widget by LinkWithin

4 Şubat 2009 Çarşamba

302+EsEs > Boeing 737




Başlığın yazıyla alakası ve resmin önemi ilerleyen satırlarda ortaya çıkacaktır.

Eskişehirsporlu blog yazarlarından degagement'in son yazısından esinlenerek lafı bir çocukluk anıma getirerek gece gece gelen yazma iştahıma voleyi çakayım! Haftasonu Ankara'da oynanacak olan Hacettepe maçı için otobüs kaldıran ÜniEsEs grubunun otobüsünde sigara ve içki yasağı olduğunu öğrenen Hüsnü abimiz Galatasaray deplasmanı maceralarını anlatmış ve lafı imamın Bilecik'e varmadan sarhoş olduğuna getirmiş. Deplasman otobüsü alkolsüz olmaz!



Futbol Dilenciliği zor zanaattır. Yeri geldiğinde uzak deplasmana şehirden bir otobüs kalkar. Tribün tabiriyle "Çekirdekçi" tayfa olan daha yaşlı tayfa ile piyiz için fırsat arayan grup birleşip bir otobüse binip bir takımın peşinde yollara düşerler. 95-96 sezonu. Bir sezon öncesi Konya'daki yükselme maçları sonrası o zamanki adıyla Birinci ligdeyiz. Türksel falan hak getire! Karlı bir kış, günlerden pazar! Her daim rekabet içerisinde olduğumuz Bursa deplasmanına gidiyoruz. Dayı tarafından da temsilcilerimizi ziyaret edeceğiz, bundan iyisi Davos'ta kayısı. Çocukluğumun en güzel yanlarından birisi babamın her daim deplasmana gitme potansiyeline sahip olmasıdır. Sadece Eskişehirspor için de değil üstelik. Gerekirse Dem-Dem diye andığımız Eskişehir Demirspor veya Şeker'imiz Eskişehir Şekerspor için. Yoksa benim Mudanya'yı görme ihtimalim asla olamazdı eminim. 95-96 sezonunda Eskişehirspor'un başında rahmetli belediye başkanı Aydın Arat var. Belediye imkanları kulübe sorgusuz sualsiz aktarılmış. Bundan nasibini en güzel alan da deplasman tayfası. Belediyenin kırmızı 302 otobüsleri deplasmanlar için tahsis edilmiş durumda. Deri koltuklu ve o zamanın gözde 302 otobüsleri ile Mezitler civarından geçiyoruz yönümüz Bursa'ya doğru. Ansızın arka taraftan bir gürültü gelir. Küçükken bizim evin ordaki durağa gelince yansın diye için için beklediğim kırmızı afilli DURACAK lambası yanmakta. Ve yükselen tezahürat Kaptan çiş! Kaptan çiş! Ve biz ön tarafta oturan mülayim grup o an arkamızı dönmemizle birlikte açılan arka kapıdan hacetini gören ve alkol duvarını çoktan aşmış deplasmancıları görmekteyiz. Ne büyük yıkım! Maça gelirsek eğer 1-1 bitmiş olması lazım. Maç öncesi dayı ziyaretine gittiğimiz Teleferik civarından koştura koştura gelip zor yetişmiştik maça. Hem ziyaret hem deplasman birarada olmuyormuş demek.

Başlığın yazıyla alakasına gelince şurada görmüş olduğum Deplasmana Anadolujet'le daha kolay gitme üzerine olan reklamı yermiştim. Altında 79 tonluk uçak, içinde 189 yolcu diyebilir misin hostes hanımefendiye bizim kapıyı açıp hacetimizi görmemiz lazım diye? İşte bu yüzden 302+EsEs > Boeing 737. Her daim!

1 yorum:

degajman 5 Şubat 2009 17:59  

"Hüsnü abi movement" konusunun ciddi olarak dusunulmesini oneriyorum :)

  © Blogger templates Psi by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP