Dışkapı Postası#2


Çok uzun bir aradan sonra tekrar el atabildiğim hayata dahil olduğumuz bu dış kapı'nın mandalından notlar. Hiç aklımda bişey olmadan kendi deyimimle "çalakalem" giriştim, umarım devamına erebilirim.

-Dün gece Stuttgart'tan teknik arıza yüzünden gelemeyen bir uçağın yolcularıyla uğraşıp onları otele götürmek zorunda kaldığımız için çok yorucuydu. Aslında şaka mahiyetinde uçağınızın 24saat gecikmesi var deyip de birer uyku tulumu ve battaniye verseydik de yüz ifadelerini görseydik fena olmazdı!

-Arkadaşların anlattığına göre son kalan iki kadın yolcu birbirini tanımıyormuş ve biz aynı odada kalamayız demişler. Erkek olsan bir şekilde askerde, yurtta 300 kişiyle aynı odada veya koğuşta kalmışlığın var, alışıksın. Oturmuş lobide birbirlerinin yüzlerine bakmışlar, sora aynı odada kalmışlar. Akıbetleriyle ilgili bir bilgim yok.

-Yine bu uçak gelmemesi ve yer olmaması olaylarına gelirsek bir iki not daha düşebiliriz. Uluslararası haklar gereği havayolu şirketleri yolcuların gelmeme ihtimalleri ve zarardan kaçınmak adına uçağın kapasitesinden fazla bilet satma hakkına sahipler. Eğer kallavi bir şirketle seyahat ediyorsanız sizi uçuşa kabul edemedikleri için duruma göre sizin gönüllü veya gönülsüz olarak uçmayışınızla birlikte yüklü bir tazminat veriyorlar. Bahsedilen parayı duyan genç bir Japon arkadaşımızın yüz ifadesi ve "Kamera nerde, hemen el sallamalıyım" diye serzenişi bizde karın ağrılarına sebep olmuştu. Hiçbir acelesi olmayan 9 kişilik bir Türk ailenin de 5000€ civarındaki bir meblağı reddedip gitmeleri ayrı bir dert. Halbüse bi gün fazladan kalsan yarın business class'ta elinde şarap cebinde tomarla avrolar, aklını yiyim ulan!

-Gönüllü olarak uçuştan vazgeçen başka bir Türk ailenin de ertesi günkü uçuşa kadar kalsınlar diye gönderildikleri otelin havuzundan ve kaydırağından alınan 20yetele parayı talep etmesi de ayrı bi güzellik!

-Tam tekrar okumak için elime almıştım ki Yaroslav Haşek'in Aslan Asker Şvayk adlı oyununun Devlet Tiyatroları'nca sahneleneceğini okumak beni benden aldı. Daha önce Genco Erkal'ın canlandırdığı 20.yüzyılın en büyük savaş karşıtlarından sayılan Şvayk karakterinin bu sefer Sivas sahnelerinde tekrar oynanacak olması sevindirici. Günübirlik bir turla veya trenle gidip hiç görmediğim Sivas'ı görmeyi ve akşamında Şvayk'ı izlemeyi düşünmüyor değilim. Finansal desteğe açığım.

-Yine oynanacak oyunlar arasında Şekspir'den Fırtına(The Tempest), Steinbeck'ten Gazap Üzümleri(The Grapes of Wrath), Ahmet Hamdi'den Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Refik Halit'ten Çankaya ve geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz Savaş Dinçel'den Çok Orijinal Bir Oyun var.

-Memleketim Eskişehir'in ve Yılmaz Büyükerşen'in gözünü yiyim. Bir Devlet Tiyarosu olmamasına rağmen şehirde Şehir Tiyatrolarıyla üç ayrı sahne var ve yine iki ayrı üniversite bünyesinde oyunlar ve festivaller.

-Büyükerşen v Gökçek... Büyükerşen Wins!

-Acaba İ.Melih Gökçek yağan yağmurda leğenle duş alıyor mudur?

-4 yıldır Ankara'dayım ama o kadar çok şeyin değiştiğini gördüm ki arada hüzünlenmiyor değilim. Şimdi bi kitabın kapağında gördüm Sıhhıye'deki Havagazı fabrikası bile yıkılıp yerine Maltepe Pazarı gibi bir şaheser kazandırıldı ya seçmenlerinin diliye Göççek! ve ekibine ne kadar teşekkür etsek azdır.

-Havagazı dedim de Aziz Nesin'in Eskişehir Şehir Tiyatroları'nda sahnelenen Hadi Öldürsene Canikom adlı eserinde "haagazi, haagazi" diye evin içerisinde kaçışan o iki yaşlı dul teyze bizi kırıp geçirmişlerdi.

-"In Brugge" adlı filmi izlerken farketmiştik şehrin yapısı öylesine güzel korunmuş ki "La şehir de ne eski öyle?" demiştik gayrı ihtiyarı. Bize her yer böyle lenduha(ilber hoca'nın kullandığı bir kelime, çok garip ve iri cüsseli demek) camdan binalar, plazalar olmak zorunda. Gelişmişlik anlayışının da böylesi!

-Türk Dil Kurumu'nun sesli sözlüğü hizmete girmiş. Okunuşunu bilmediğimiz kelimeleri öğrenmek için birebir.

-Şimdi düşündüm de Devlet Tiyatroları da spor kulüpleri gibi sezonluk kombine çıkarsa çok mu şey istemiş olurum acep? Düşününce kulağa hoş geliyor sanki.

-Evet yine şimdileyin aklıma geldi bu 4 sene içerisinde mesela ben Selanik Caddesi'ndeki Yeni Sahne'nin yıkıldığını bile gördüm.

-Son yapılan düzenlemeyle birlikte koskoca Ankara Garı'nın önünde bir otobüs durağı bile olmaması ne takdire şayan bir durumdur yareppim. AŞTİ'ye Ankaray gider, Havaalanına Otobüs seferi düzenlersin de be insan bu memlekette demiryolunun önüne bu kadar mı taş koymak zorundasınız. Gelişmişliği yapılmış duble yolla ve trafikteki araç sayısıyla görmek ne kadar popülist bir yaklaşımdır?

-Duble yol demişken yine bayram üzeri karayollarında kazalar ve kulaklarımızdan girip çıkan ölü sayıları!

-İnsanın kendi başına bayram alışverişine çıkacak olması da ne garip bişeymiş.

-Son sahura kalkmak değil de son kez sahur yapmak üzere bu postun da huzurlarından ayrılıyorum.

Adios

Yorumlar

woundheir dedi ki…
* iyi ki girişmişsin hep bekleriz(hep olmasa da ara sıra yaz böyle ben sevdim)

* kadınların akıbetlerini ben de merak ettim şimdi, ama en azından ışığın kapatılması konusunda bir gerginlik yaşamışlardır büyük ihtimal, yok kardeşim en baştan sevmeyince bi daha sevemiyor bu cins!

* japonlar akıllı adamlar her yerde belli oluyor :)

* beni en çok kızılayın göbeğindeki o devasa ama içi bomboş olan iş merkezi hüzünlendiriyor. ha bir de karanfilin girişindeki makarnacının kapanışına çok içerlemiştim.

* tiyatro için kombine bilet fikri müthiş ulaştır bunu bi yerlere mutlaka hepimiz faydalanalım.

* son olarak alışverişe bir kadınla çıkmadığına şükret. ben erkeklerden şikayetçi oldum evet ama kadınlarla alışveriş konusuna hiç değinmedim..
ziggytheking dedi ki…
-kızılaya adını veren o bina zaten ve eskiden yerinde kızılayın gayet de güzel bir genel merkez binası varmış ama şimdi yerinde harbiden yeller esiyor.

-tiyatro için öle bir girişimde bulunursam beni kara listeye alıp bi daha oyunlara almayabilirler. yine tek tek bilet almaya devam.

-başka bi japonda evlerinde bu kadar misafirperver bu türk insanının trafikte bu kadar canavarlaşabilmesini anlamak mümkün değil demiş.

-daha 47 gönderi olmuş. azimle yazmayı deneyeceğim. sırada "tanıl bora gibi lig analizi" köşem olacak :)
inflack dedi ki…
ben de sevdim...

-bu para ödeme hadisesi sağolsun bazı üstünzekalar belirli zamanlarda(festival mesela) belirli ülkelere festivalden 3-4 ay evvelden yer ayırtıyor. festival zamanı yaklastıgında ucustan vazgeciyor ve parasını alıyor. adamın aslında hiç uçmak gibi bir gayesi yok. tek amac para.

-tiyatro demişken, çayyolu sahnemize de bekleriz. ayrıca tiyatroyu bu kadar sevmen de hosuma gitti :)

- ben o yıkılan binadan cok korkardım :S yanından gecerken hep hayaletli oldugunu dusunurdum. paslanmıs bir de vinc gibi bir sey vardı icinde gorunen.. off :S

- tdk sesli sozluk baslatmıs ama normal sozlugunu kaldırmıs ya da ben bulamadım gıcık oldum. ben gunde 20 kelimenin dogru yazılısına bakıyorum, seslisine ne ihtiacım olur yaa!!

- ben 21 yıllık hayatımda akün sinemasının sahne olusunu gordum. vincli oteli gördüm, eskisehir yolundaki ikiz kulelerin bitemeyişini, armada karsısındaki salak yerin tamamlanamayısını...

-belki de garın 2 adım otesinde metro(ya da ankaraydı hatırlayamadım) oldugu icin koymamıslardır durak?? olamaz mı?!

iyi bayramlarrr :)))
uzun ziggy yazılarının şerefine kaldırıyorum muzlu likör kadehini ;)

(bugunku postum bu yazıdan kısa :S )
ix dedi ki…
'4 yıldır Ankara'dayım ama o kadar çok şeyin değiştiğini gördüm ki arada hüzünlenmiyor değilim'

Abi Mersin var ya iki ayda bir bambaşka şehir oluyor. Her gittiğimde tanıyamıyorum.
ziggytheking dedi ki…
@ix
hadi mersin senin için, eskişehir benim için artık uzak birer yer. eskişehir hele biz liseyi bitirdikten sonra inanılmaz güzelleşti. ankara, istanbul veya izmir'de yaşıyor olsam harbiden okumak için eskişehir'i tek geçerdim. koca şehir kampüs, insanları öğrenciye ve biraz da onları yolmaya alışık. biraz işte o jetlerin gürlütüsünün derdi var. biraz onlara alışmak zor olabilir. ama ankara gözümüzün önünde hep kötüye gidiyor ve daha da yaşanılmayacak bir şehir halini alıyor. yoksa bana mı öyle geldi?

@inflack

-o dediğin para işini ingiltere'de acentelerde çalışıp hangi uçağın dolu olduğunu bilen ve işi çeteye döken ve paraya para demeyen öğrenciler varmış ama elbet sonu hüsran :)

-senin dediğin bütün binalar aslında bana da garip geliyor ve en çok da armada karşısındaki ne idüğü belirsiz şeyin evrim geçirip neye dönüşeceğini merak ediyorum. 4 sene yanından gelip geçtim otobüsle beytepe'ye giderken, hala bi anlam veremiyorum :S

-Ankaray'dan bahsediyoruz ve garın iki adım ötesi dediğin yer için koca bir tandoğan asker çarşısı ve alt geçit geçmek gerek. elinde bavullarla tam bir işkence! ben hemen çıkınca önündeki otobüs durağını kastetmiştim. son alt geçitle onu da yıkıverdiler bi seferde. ayrıca asker çarşısından geçerken asker sanılmaktan bıkmış da olabilirim :)

-çayyolu çok uzak. ancak eskişehir gidişi veya dönüşü uğrayabilirim :P eryaman benim için bolu, çayyolu ve ümitköy eskişehir sınırlarına girer. günübirlik ankara turu yapıp buralarda ikamet edenlere saygım var :D

@woundheir

dün yazmayı unutmuşum. ışık konusuna aynen katılıyorum. bizim 6 kişilik yurt odasında da sorun olurdu. olay çıkınca bi oylama yapalım dediler. bizim ranzadan ben ve alttaki bebe çekimser kaldık. çünkü önümüzdeki kolon ışığa engel oluyordu ve bizi ilgilendiren bir konu değildi. "o zaman yastığınızı yatağın öbür ucuna koyup oylamaya katılın" dedi lokman abi! ışık söndü :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dayı-Yeğen ilişkisi.

Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz

Şampiyonluk Sinan'a Ediz'lere...