Sonbahar




Kuşkusuz yönetmen Özcan Alper’e bundan böyle yöneltilecek en tehlikeli soru, “Peki ya sonrası?” olacak. Ben, elbette sinemadaki diğer adımlarının da ‘Sonbahar’ kadar derin ve çarpıcı olmasını dilerim. Ama eğer olmazsa da, “Bazen bir ömre, bir ‘Sonbahar’ yeter de artar” der, geçerim...

diyerekten bitirmiş Uğur Vardan bu yılın belki de en dikkat çekmesi gereken filmi Sonbahar için olan yazısını.

" her daim düşlerinin peşinde koşan sabırsızlık zamanının güzel çocuklarına" adanmış ve 19Aralık2000 Hayata Dönüş operasyonunun yıldönümünde gösterime girmiş ve gösterildiği birçok festivalden ödülle dönmüş kelimelerle anlatılmayacak bir film Sonbahar. Sürekli tamir ederken gördüğümüz tulumunu çalarken Yusuf, türkü birden annesinin ağıdına dönüşüyor ve film oracıkta bitiyor sizi düşünceler içerisinde bırakarak. Klişe tabirle boğazımda bir yumruk o Ankara ayazında iki saat amaçsız gezinmem boşuna değilmiş demek.

Her ne kadar hiçbirşeyini anlamadığına dair kesin yargılarımın bulunduğu ve sonunda alkışlayan bir kısım "gnctrkcll" gençliğiyle izlendiğinde etkisini yitiriyormuş gibi gözükse de kesinlikle ikinci kez izlenmesi gereken bir film.

Yorumlar

eğreltiotu dedi ki…
ben çok merak ediorum lakin hala gidemedim, bi de merak ettiğim sıcak var.
ziggytheking dedi ki…
@eğreltiotu

Sonbahar>Sıcak.
adsoy dedi ki…
gidin, görün tavsiye ederim.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dayı-Yeğen ilişkisi.

Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz

Şampiyonluk Sinan'a Ediz'lere...