Bir hilal uğruna...



Yine postbayram trajedisinden ve yorgunluğundan kalma bir havayla kürkçü dükkanlarımızın ilk şubesi olan Eskişehir'e geldim. Yukardaki resim pazar gecesi Germanwings uçaklarından Sttugart'a gidenin ekonomi sınıfına ait. Gördüğümüz gibi bayram sonrası doluluk biraz da olsa artmış. Ben de o gecenin sabahında trende kalan son boş koltuğu alarak Başkent Ekspresi ile Eskişehir'e gelmiş bulunmaktayım. Neyse ki demiryollarında, çoğu havayolunda olduğu gibi son koltuğun parasını ödeyen diğerlerinin salata parasını da öder uygulaması yok. Normalde 70€ civarında bir rakamla kurtulabileceğiniz Germanwings ESB-DTM/CGN/STR uçuşlarında sona kalan dona kalır diyerek son koltuklara kalırsanız insafsız sistem size yaklaşık 350€ civarında bir rakam çıkarabiliyor. Sonuçta son 10 bileti alan yolcu ilk 10 bileti alan yolcunun biletlerinin ödenmesinde de katkısının olduğu su götürmez bir gerçek.



Eskişehir'e gelip de ESES maçına gitmemek olmaz tabi. Yağmurlu bir günün akşamüzerinde çıkıyorum evden. Hava soğuk ve montumun fermuarı kapalı. Formanın altta kalmasına içerliyorum hafiften. Sonra akla gelen başka şeyler. İnsanoğlu ve psikolojisi ne garip. Stada biraz erken girip tribünün nabzını tutuyorum. Polis bu sefer bayraklara ve o toplamayı çok sevdiği bayrak sopalarına hiçbirşey dememiş. Ülkemizde taraftar olmak da polis olmak da bir zanaat. Yıllardır kapatılamayan açık tribünde maç saati gelene kadar yağmur başladıkça tribünün altındaki koridora kaçışıyoruz üzerimizde 1milyonluk büyük poşetler. Hepsi birer şeffaf deli gömleği gibi. "Normal" delilerden farkımız bu yağmurun altında şeffaf yağmurluğumuzun altından gözüken siyah-kırmızı renge olan içten bağlılığımız. İçerdeki Hacettepe, Diyarbakır ve Kocaeli maçları ve Ankara'daki Gençlerbirliği maçını izlemişim, bu sene peşini bırakmıyorum takımın. 15 gün sonrası için Bursa maçına yerimizi bile ayırtmışız bayramda ailenin Bursa eşrafından. Maçtan önce karşı tribünde bir pankart Akif'in Çanakkale Şehitleri'ne şiirinden alıntılanmış.

Vurulmuş tertemiz alnından uzanmış yatıyor
Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor

Bu sefer batan güneşlerin arasında elbet her Eskişehirli gibi kalbi bir zaman o siyah kırmızı forma için atmış diye içimden geçirdiğim 21 yaşında bir Hasan. Bana göre söyleyeceğimiz veya tepedekilerin söyledikleri hiçbirşeyin, taraftarın hiçbir tezahüratının anlamı yok ne yazık ki. Biz kalanlar nemli gözlerimizi ovuşturup yine o garip koşuşturmacalarımızın peşine düşeceğiz, siyasiler üç kuruşluk iktidar kavgasında olacaklar. Tek temenni o 15 fidan ve göçüp giden niceleri yerlerinde dinlensinler.

Maçı Youla'nın birini 90+5'te attığı iki golle alıyoruz. Geçen sene 2-0'dan beraberliği koparmalarına müsade ettiğimiz Kocaelispor'u bu sefer puansız gönderiyoruz. Alınan ilk 3 puanla Fenerbahçe'yle puanlar eşit. Bursa deplasmanı ve Eskişehir'de oynayacağımız Febe ve Gassaray maçlarıyla zorlu üç maçlık bir dönemece giriyoruz. Ben hedefi 5 puan olarak koyuyorum. Bu üç takımdan en az birisini devirebilmek lige yeni çıkan bizim için makul bir hedef.



Kayserispor'un FeBe'yi, Bursaspor'un da Gassaray'ı devirmesi ve 6 hafta sonunda oluşan puan durumuna bakarak bu hep bahsettiğim İstanbul hükümranlığının sona ereceğine dair umudum giderek artıyor. Anadolu'da bizden sonra bir ihtilal yapmış ve bütün şehir kalpleri sadece tek takım için atan Trabzonspor; yıllar sonra o timsah havasına bürünmüş ve Yusuf Şimşek'in de aralarına katılmasıyla can yakmasını ümit ettiğimiz Bursaspor; oturmuş kadrolarıyla Kayserispor ve Sivasspor ile lig yarışı çok daha şenlenecek ve renklenecek. Yeter ki bu şehirlerin insanı takımlarına sahip çıksın. Futbolumuzu bu Üç Ezik hükümranlığından kurtardığımız zaman futbolumuz elbet düzlüğe çıkacak ve lig daha zevkli geçecektir. Kapanışı da arielortega.blogspot.com'da görüp alıntıladığım o Bursa taraftarının anlamlı mesajı yapsın, hepimiz saygıyla anıyoruz...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dayı-Yeğen ilişkisi.

Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz

Şampiyonluk Sinan'a Ediz'lere...