Blog Widget by LinkWithin

31 Ekim 2008 Cuma

Vedalara alışmamalıyım!



**Esenboğa'dan bildiriyor. Ofisin camından yine yolcuların bir yerlere doğru hızlı hızlı koşuşturduklarını görüyorum. Her şeye olduğu gibi onların da arkalarında bakakalıyorum. Geçen günler, aylar ve yıllar gibi!

Göz pınarlarımın kuruduğunu sanıyorum. Ağlayınca niye bu kadar acımaz da sanki ağrımış gibi oluyor mu sizin de gözünüz? Sevinçten değil ama üzüntüden, kederden...



Dile kolay gecesiyle gündüzüyle 3 yılımızı geçirdiğimiz çok sevdiğimiz arkadaşlarımız işten çıkarıldılar. Gündüz bir abiyle yine konuşuyoduk. Gecenin bir yarısı sabahın körü uykusuz gelip, bağrış çağrış yolcularla, yolcu yakınlarıyla, uçuş ekipleriyle, güvenlik görevlileiyle, polislerle, aşçılarla şununla bununla uğraşıyorsak verdikleri 3 kuruş maaşın hatrına değil elbet? Nedir bizi çalıştığımız yere ya da okuduğumuz okula bağlayan? İnsan hikayesi...

İnsan hikayesi. Aslı'nın bir şarkısıydı. Bu ara onu da bulmam lazım bir yerlerden. Nedir peki özütü bu insan hikayesinin? İş için, aş için binip bir uçağa taa Afganistan'a giden işçiler, ibadet için belki de çoğu ömründe ilk kez uçağa binip Arabistan'a giden hacılar, onların arkalarından ağlayan yakınları, üç paraya bagaj taşıyan işçiler, 5 paraya yolcularla bağrışan memurlar, bagajlar, etiketler, gelenler, gidenler... Sadece bir çocuğun gülüşü için, bir yaşlı yolcuya bagajınıı kaldırmakta yardım ettiğiniz için, iş arkadaşlarınızla yaptığınız bol muhabbetle soslanmış bir kahvaltı için.

Ama yok gitti şimdi en sevdiklerimiz. Onlara gönderdiğim mesajı da not düşmeliyim sanırım. "Bundan gayrı ben o doktoru veya herhangi beyaz önlüğü her gördüğümde Peluşumu hatırlarım, topuklu ayakkabı sesi duyduğumda dönüp bakarım Betüşüm mi diye. Yolcu listemi veririm sağa sola Okan'ım gelir aklıma. Böyle gidemezsiniz!"



Salı güne Eskişehrime varmamla başladı her şey. Tramvaya bindiğim ilk dakikada karşıdaki Volkan Konak konseri afişini görünce gidip bir paket kağıt mendil aldım önce. Biliyordum çünkü gözpınarlarımın isyan edeceğini! İlk kez bir konserine gittim Volkan Konak'ın. Uykusuz kalıp gece yola çıkmama değmiş doğrusu! Her şarkıyı gözü nemli dinler mi insan! Kulaklarımın pası bir ömürlük silindi. Ölmeden önce yapmam gereken 100 şeyden birisin yaptım, kaldı 99. Öyle bir liste yok tabi ama herhalde bu "Volkan Konak konserine git" ilk 5te olurdu. Aslında şimdi düşündüm de "EsEsle Şampiyon ol!" da gitti kaldı 98. Bizim için EsEs'in Süper Lig'de şampiyon olmasına gerek yok, gazozuna kupa düzenlesinler, katılalım, şampiyon olalım. Çılgın gibi, deli gibi seviniriz. Ki bunu 18 Mayıs'ta İstanbul'da Süper Lig'e yükselerek yaşamıştık. Siyah-kırmızı bir sel olmuştuk, akıyorduk Boğaz'a, Avcılar'a, Eskişehir'e doğru!

Arada not düşmeden olmaz. Fortiz Kupası maçında Bursaspor'a 2-0 yenildik. 9 as futbolcumuzu dinlendirdiğimiz maçta alınan bu yenilgi herhalde futbolculara da bir uyarı niteliğinde olmuştur. Maçtan aklımda kalan tatlı anı da kardeşlik dostluk tezahüratlarının başladığı son dakikalarda Yusuf'un kazandığı penaltıyı kurtaran kaleci Sinan'ı tebrik etmesiydi. Gönlümüzdeki sağlam yerini daha da perçinledi Yusuf. Ayrıca bir Ekim günü Eskişehir'de maç izleyen insanın burnu mu yanarmış. Ne de güzel bir gündü baba oğul biz futbol dilencileri için!



Balkanlar tarafından hüzün yüklü bulutlar gelmeye başladı. Bugünlük bu kadar yeter.

5 yorum:

inflack 4 Kasım 2008 12:59  

geç gelen yorumumdan dolaylı evveliyatla özür dilerim.

arkadaşlarına çok geçmiş olsun. hayat deveran ederken dişliler arasında sıkışanların bol olduğu dönemlerdeyiz.

ve yine futbol kısmısına dokanamam yazının. haddime düşmez :)

ziggytheking 5 Kasım 2008 21:03  

geç olsun güç olmasın.

hayat bir ölüm kalım meselesinden de öte. Hay aklınla bin yaşa Bill Shankly!

esenboğa artık hiç eskisi kadar olmayacak :/ bu dönemin tarifini çok güzel yapmışsın

berşanist 6 Kasım 2008 05:26  

her yazımı bitirip tüketen olur esenboğa.. lanet yer..

akyurt.. büğdüz.. çubuk.. öff öff..

woundheir 9 Kasım 2008 20:18  

epeyce geç gördüm bu yazını da. geçmiş olsun demek de ne kadar yeterli bilmiyorum ama canı sıkıcı bir durum..

ziggytheking 10 Kasım 2008 01:34  

@woundheir;
bak yine aklıma geldi üzüldüm şimdi. artık esenboğa'nın bir tadı yok diyip duruyoruz ev arkadaşımla. bir garip zamandan geçiyoruz işte. elbet herşeyin ve herkesin değeri yaşandıkça anlaşılacak :/

  © Blogger templates Psi by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP