Dışkapı Postası#9



*Aslında dün yazmaya niyetim vardı bu yazıyı ama Issız Adam'ın ve daha çok da şarkıların etkisinden kurtulamadım. Biraz da her zamanki tembelliğime geldi. Filmle ilgili herkes bir çok şeyi söylemiş. Ben de eleştiri yapabilecek kadar yetkin bir sinema izleyicisi değilim zaten. Yalnız benim izlediğim Metropol'de arayı galiba çok geç verdiler. İkinci kısım çok kısa oldu ve seyirci üzerinde gereken etkiyi bırakmadı ya da ben sözlük falan karıştırırken beklentimi çok yüksek tuttum. Yoksa Müzeyyen Hanım'ın restorandaki sakarlığı ve sonrasında gelişen sessizlik derinden yaraladı beni. Velhasılı kelam hepimizin içinde bir tutam Alper, biraz Ada var. Hepimizin annesi Müzeyyen Hanım. Tiyatroda sahnede, sinemada beyazperdede kendisini ve hayatını görünce bir başka dünyaya sürükleniyor insan.

*Artık neredeyse günlük yazma sıklığına eriştim ve bu hızla Noel!den önce 100. yazımı yayımlamış olurum sanırsam. Ondan sonrası tufan!

*Sizin hiç tepesi silgili sarı kurşun kaleminiz oldu mu? Benim artık bir düzine var.

*Eskiden sokakta falan tuttuğunu öpen bir Hasan Celal Güzel vardı. Gerçi şimdi de var ve Radikal'de saçmalamalarına devam ediyor. Ben onu Garfield'a benzeyen o resmiyle seviyorum. Yazdıklarına da gülüp geçiyorum.

*Ankara'daki ilk senemde bir gün Sıhhiye Köprüsü'nün altından geçiyorum ve o meşhur banliyö gürültüsü. O ne korkuydu öyle!

*Üniversite üçüncü sınıftayken bir gün baktık Şinasi'de III. Richard sahneleniyor. O sezon programda da yok hiç dikkat etmemişiz. Akşam bir gittik ki oyun Moskova Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenmekteymiş. Bütün oyun Rusça. İlk kez böylesi bir etkinlikten yarısında çıkmıştım. Sonra epey alay konusu olmuştum tabi.



*Anadolu Yıldızı Eskişehirsporumuz Ankara takımlarına iki haftada kaptırdığı altı puandan sonra bu haftasonu İnönü'de BJK karşısına çıkıyor. Geçen seneki şampiyonluk ruhu esse şöyle derinden de biz de Keremeyle'de EsEsli dostlarla keyfe gelsek!

*Serdar ortaya üçlü çektir Çarşıya

*Sanırsam hepimiz 1984'ün etkisinden kurtulamamışız. Blogları, siteleri gezerken sürekli bir takip çemberi içerisindeyiz. Kimin hangi sitede ne kadar kaldığı, ne içerikle ilgilendiği, ekran çözünürlüğünün ne olduğuna kadar birçok ayrıntıyı yakalamamız mümkün. Nerden aklıma geldi? Şöyle ki sektirmeden günlük takip ettiğim yerel bir Eskişehir gazetesi de bu analiz raporundan bir haber yapmış. "X gazetemiz şu şuralardan ziyaret almış, şu kadar kişi tarafından okunmuşuz" diye. Bir de Gugıldan kimlerin ne ile aratıp bulduğunu yazsalar tam olacakmış!

*"Duvarda bir tüfek varsa tüfek o hikayenin sonunda patlar" Peki ya bozuk asansör! Nerden aklıma geldi? Big Bang Theory izliyorum ve sürekli bozuk bir asansör ve merdiven çıkarken sömürülen diyaloglar. Aslında isyan çıkarılması gereken bu bozuk asansör sorunsalı senaristler tarafından sömürülmüş durumda. Ayıp!

*Ayrıca Big Bang Theory demişken Wolowitz'i tek geçerim!

*Pana Film yapımcılarını tebrik etmek lazım. Çok dahice bir pazarlama stratejisi takip ediyorlar. Çoktan bitmiş "Muro" filmini AROG'a plase olarak 5 Aralık tarihine koymuşlar. AROG'ta yer bulamayan seyirciyi Muro'ya yönlendirecekler. Reklamdaki gibi pazarlamanın da iyisi kötüsü olmaz mı demeli?



*Yukardaki gibi bir çalışma ofisi istiyorum apron manzaralı. Köln Havaalanı Kontrol Kulesi.

*Evde kürdan yok. Biz de yazın gittiğimiz piknikten kalan çöp şişleri kullanıyoruz! Battal boy kürdan!

*"Eskiler alıyorum/Alıp yıldız yapıyorum" demiş ya Orhan Veli ben de eskiler saklıyorum yarın bakıp güzel günleri hatırlamak için. Bir yığın maç, tiyatro ve sinema bileti. Üzerlerinde not bile var. Sırf bahis oynadığı için maça mı gidermiş insan!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dayı-Yeğen ilişkisi.

Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz

Şampiyonluk Sinan'a Ediz'lere...